Madame Bast

Madame Bast
@madamebast
"Ruhum küçük olabilir ama sahibi benim"
fikrolog
üst lisans
11 Ağustos
35 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
MEVSİMSİZ ROMAN
9/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2021 18. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 04:06
"Nefretle yazılan bir roman" Baş karakter William Figueras Küba'dan Miami ye gelmiş bir sürgün. Aslında zaman ve mekansız o topyekûn sürgündür. Asılı bir ruh. Hem inanmış hem inandığıyla ihanete uğramış teskinsiz bir ruh. Yazar Guillermo Rosales kitapta bize kendi hayatindan bir kesit sunuyor(muş). Bay Rosales 47 yaşında intihar ile hayatına son veriyor. Şizofreni ile mücadele ettiği dönemde bakımevi adı verilen fakat bakımın ve ev hissiyatının bir katresi dahi bulunmayan bu yerlerde yaşadığı felâkete bizi de tanık ediyor. Tanıklığın yıkıcı yanını hissediyorsunuz. Ben hissettim yani. Ne kapitalizm ne komünizm vaatlerini yerine getirebilmiş onun nazarında. İdeojilerin tez parlayan ve tez sönen yanını görüp umutsuz ve kötümser bir ruh ile kaleme alınmış bir kitap... Dilinin keskinliği ruhunuza yara açabiliyor fakat bu yaradan keyif alınmayacağını söyleyemem. Etkileyici bir üslubu var. Hani bir solukta okunan kitaplar var ya bu da onlardan olsa gerek. Mahvedilişi ve mahvolunuşu çırılçıplak ortaya koyuyor. "Dışarıda bakımevi diyorlardı oraya ama mezarım olacağını biliyordum ben" diyerek başlıyor kitaba. Çünkü mezardan bir durak öncesinde bekleyen bir güruh var içerde. Dışlanmış, aciz, kimsesiz, çaresiz, hasta, tiksindirici, değersiz, yük, kazanan toplumun kamburları... İnsanların görmek istemedikleri, bakmak istemedikleri, öldükleri zaman dışarda bir şeyin değişmeyeceği insanlar kalıyor bakımevinde. Umut ne gezer böyle bir dünyada derken birden Francis beliriyor sayfa arasından. Cennetten düşen son umut tanesi, son çıkış adeta karakterimiz için. Acaba bir şeyler değişecek mi? Mutluluk belki de vardır dedirten, zihinden eyleme köprü kuran Sevgili Francis açarken soluveriyor William'ın parmaklarında. Tutunmak için yaptığı son hamleyi de berheva ediyorlar. İnsana, Tanrıya
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,401 okunma
Reklam
Doymuyorsun ama yine de bir tat bırakıyor
7/10
·216 syf.··
2021 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2021 00:07
Kitabın eğlenceli bir dili vardı. Ama ben eğlenmedim. Herkesin bir dönem yaşadığı ya da yaşamaya çalıştığı, yaşansa fena bir şey olmayan varoluş sancısı, ağrısı, kaygısı... Karakterimiz bunu yaşıyor. Soruyor, sorguluyor. Bazen buluyor bazen kaybediyor. Çocukluğunda ki anlam bulduğu şeyleri ilk yetişkinlik çağına aktarmaya çalışıyor. Belki palyatif bir rahatlama yaşıyor. Sorumlu olmak, sorumluluk almak nedir? Her şey gerçekten olması gerektiği gibi mi? Sahip olduğumuz şeyler bize lazım diye mi var? İnsan mı kalabalık yoksa insanın ürettikleri mi? Zor sorulara kolay cevap bulunmuyor. Kitabı okurken şöyle düşündüm. Birazcık bunalım kimseyi incitmez. Hepimiz belli aralıklarda bunalmalıyız. Neyse ki pandemi bunu kolaylaştırıyor. İşte kitap bunun gibi bı şey.. Doymuyorsun da yine ağzında bir tat kalmış.
Naif. SüperErlend Loe · Siren Yayınları · 20181,401 okunma
Bir insanda geçmiş geçmemiş ise gelecek de geçmişin taşlarıyla örülüdür
7/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2021 00:28
Her şey yaşlanır da çocukluk yaşlanmaz ve hayatı kendi içinde yaşayan insanların yaşı biraz daha fazladır. Bir ayaklık efsanesi okudum kitapta. Ne özendim ne de tiksindim. Biraz kendimi okudum. Biraz kendime en uzak hayatın öyküsünü. Tutunmak önemlidir bunu hiç savrulmadan, yalpalamadan adım atabilen zihinler kavrayamaz. Tutunma nesnesine sahip olmak bile insanı bir diğer güne hazırlar. Peki ya tutunulan şeylerin anlamsızlığında kaybolan ve kayboldukça dibe çöken, varlığın ve yokluğun çarpışmasında yaralanan aylak adam ne yapacaktır. Yaralarını anlamayacaklara anlatmanın ne anlamı vardır? Aylaklar ve yalnızlar varlığının dinamizmini toplumda sıradanlaşmış, otomatlaşmış, kalıplardan sıyrılamamış hatta bir kalıp içinde olduğunun bile farkında olmayan insanlardan alır. Her davranışında sizin içinizde yaşıyorum ama sizden değilim havası vardır. Peki ya neden onların içindedir. Onların kalıplarından kaçıp bir gün sofralarında bir gün yataklarında bir gün kucaklarında buluverir kendini. Bence arayış ve kurtuluş umudu aylaklığın kusurlu yanıdır. Anlık bağlar ve hep hazırda onu kesmek için bekleyen makasın varlığı korkaklığın ve hayal kırıklığının alametidir. İnsan huzuru ve hayal kırıklığını aynı kucakta yaşadığı zaman o kucaktan tiksinmeli mi onu özlemeli mi bilemiyor. Bir yanağında okşanmanın verdiği yumuşaklık diğer yanağında ise aynı elden yediği tokatın acısı... Nereye gitmeli nerde durmalı. Kurtuluş bir çift mavi gözle gerçekten gelecek mi? Yoksa o mavi göze rastlama ihtimalinin daima taze olması mı? Bu yazdıklarım Aylak Adamı ilk okuyuşumda bende bıraktığı izlerdi. Belki ikinci okuyuşumda değişenler olur. Belki olmaz. Belki de bir daha okumam.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
KİME SARIYORSUN O TÜTÜNÜ FABRİKA KIZI
7/10
·64 syf.··
2021 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2021 11:54
Fabrikada tütün sarar kendi içer gibi... Peki neden kendisi içecek gibi, kendine karın tokluğu kadar bile faydası olmayan o tütünü sarar. Kitapta sanayi devriminin dev canavarlarına gönüllü kurban olmayı seçen bilhassa Fransız işçi sınıfının tutumu eleştiriliyor. Tembellik hakkı aslında yaşama hakkı, doyma hakkı, gülme hakkı, üretme hakkı... İşçi sınıfının tatil günlerinde bile kendini helak edercesine günde 12-14 saat çalışarak doyuramadığı burjuvazi... Ah o lanet burjuvazi... Burjuvazi ölmez isim değiştirir. Proletarya ise ölür daima ölür.
Tembellik HakkıPaul Lafargue · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,3bin okunma