Baktığı bu ruhunun aynası insafsız bir aynaydı. Kibir? Merak? ikiyüzlülük? Feragatinde bunlardan başka bir şey yok muydu? Bir şeyler olmalıydı. En azından öyle düşünüyordu. Ama kim bilebilirdi ki?
İnsanların günahlarını göğe anlattıkları gibi yeryüzüne de anlatmalarını isteyen bir Tanrı vardı. Günahını anlatmadıkça kendini arındırmak için hiçbir şey yapamazdı.
Yaşamın hakiki trajedileri genelde öyle sanatsal olmayan bir biçimde gerçekleşir ki bizi kaba şiddeti, mutlak tutarsızlığı, saçma anlam arayışı, katışıksız üslup eksikliği ile incitir. Halis bir kaba kuvvet izlenimi bırakır ve biz de buna başkaldırırız.
Deneyimin hiçbir ahlaki değeri yoktu hatalarımıza verdiğimiz bir isimdi sadece. ...Ancak deneyimde hiçbir hareket ettirici güç yoktu. Vicdanın kendisi gibi küçük etkin bir sebepti. Gösterdiği tek şey geleceğin de geçmişimiz gibi olacağı, bir kere işlediğimiz günahı, tiksinti ve neşe ile birçok kez daha işleyeceğimizdi.