Bir gün, bir kadına bakarken, yüzünde henüz
doğurmadığı bütün çocuklarını gördüm.
Ve o kadın bana bakarken, benim yüzümde,
daha kendisi doğmadan ölmüş olan bütün atalarımı
gördü.
Uyananlar, diyorlar ki bana:
"Sen ve içinde yaşadığın şu dünya sonsuz bir denizin sonsuz kıyısında bir kum tanesinden başka bir şey değilsiniz."
Ben de düşümde şöyle diyorum onlara:
"Sonsuz olan deniz benim; bütün evren gezindiğim şu kıyıda kum tanesinden başka bir şey değil."
Sonsuza dek yürüyeceğim bu kıyılarda,
Kum ve köpük arasında.
Gelgitler silecek ayak izlerimi
Ve rüzgar dağıtacak köpükleri.
Ama deniz ve kıyı kalacaklar sonsuza dek.
Gazeteci Rebecca Wet'in 1913'te belirttiği gibi: "Tepkilerimin artık bir paspasla karıştırılmamı engellediği noktada, insanlar bana feminist diyor." Françoise Gaspard'a göre, bugün bile kadınların ayrımcılığa kurban gittiklerine dikkat çekmek feminist olarak etiketlenmek için yeterli. Tahakküm bir dolandırıcılık yöntemi olduğuna göre, dürüst konuşmak da mantıken provokasyon sayılıyor...
Kanadalı romancı Margaret Atwood'un da yazdığı üzere, "erkekler kadınların onlarla dalga geçmesinden korkuyor. Kadınlar da erkekler tarafından öldürülmekten."