O dönemde "ihtiras suçu" yerine "namus cinayeti" deniyordu. Bir suç değil cinayetti, çünkü toplumsal ahlak ve iktidar gücü, esas suçluları, yani aldatılmış kocaları aklıyordu. Zinadan dolayı işlenen cinayet suç değil haktı. Kadın ve erkeğe zina için uygulanan farklı yaklaşımlar "devletin kadın düşmanlığından" söz edilmesini mümkün kılıyor. İhtiras yerine namus, çünkü burada olaya yön veren aşk değil, katilin hem kendi hem de ailesinin adını temizleme ihtiyacıdı (bu kanlı öykülerde baba ve erkek kardeşlerin mağdur rolünde olmaları bu yüzdendir).
Aşkta yaşanan tartışmalar uyumdaki bir kopuş olarak yaşanır ve her iki tarafın da katlanması zordur. Ayrılık bunalımını sadece vicdanın rahatlaması gidermektedir ama arkasında pişmanlıklar ve özlemler bırakmaktadır. Şiddet bambaşka bir şeydir çünkü uyum göstermekle çözülmez, biçimsel açıdan devreye girer ve beklenenin tersi sonuç verir: Yara daima açık kalır, kurbanın içine korku yerleşir ve saldırganın baskısı artar.