Evlilik her zaman gücüne güç katmak isteyen iki ailenin ittifakı olarak görülmüştür. Ebeveynlik planlamalarında muhatapların görüşüne fazla yer verilmiyordu. Bunların aşk yüzünden altüst olması sadece aileler açısından değil, sanılanın aksine çıkarlarını daha çok düşünen pek çok genç açısından da katlanılabilecek bir şey değildi. Ne var ki aşk, mantıksız olduğuna hükmedilen bu tutku, ittifak kurma ve miras düzenini her zaman bozmayı başarıyordu. Yasak evliliklerin sınırlandırılmasına yönelik olarak 1550 ile 1650 yılları arasında konan çok sayıdaki engel, 17. yüzyılda bu evliliklerin çoğalmasını engelleyemedi. Bu bir salgın değildi ama örnekler sayıca o kadar çoktu ki, aşk anlayışında eskiye göre daha romansı bir temsile doğru bir değişim olduğunun kanıtı denebilirdi.