Usta'nın ilk kitabını okurken, bir hayli heyecanla okudum.
Carrie White'ın'' hayatı dram ile başlayıp gerilime doğru ilerliyordu.
Carrie White, okuldayken başına talihsiz bir olay gelmekte ve okuldakiler tarafından alay durumuna düşer. Annesi de tam yobaz bir dindar olup, kızının hayatını bir yandan da o karartıyor. Sürekli annesi tarafından, yasaklarla karşılaşınca yeteneğinin farkına varıyor. Olaylarda bundan sonra başlıyor. Böyle bir anne düşman başına...
Evet yeteneğinden sonra kitap daha sürükleyici olup ve gerilim artıyor. Olaylardan bahsetmeyeceğim tabii ki spoiler olmasın. Okuyunca anlarsınız. Usta ne güzel yazmış ilk romanını.
Carrie, ne intikam alıyor ama. İnanılmaz ve dehşet vericiydi. O sayfaları sanki soluksuz okuyordum. Hikayesi ve kurgusu sürükleyiciydi. Öyle korkunç kitap da beklemeyin, evet korkunç değil ama sürükleyici gerilim diyebilirim.
Sonlarına doğru da nasıl okudum bilmiyorum, sayfalar film gibi hızlı hızlı gidiyordu gözlerimin önünde.
İlk romanı olunca araştırma yapmıştım. Bulduğum bilgileri de sizlerle paylaşmak istedim.
- Stephen King’in kendisi bile, ''Carrie'' için karmaşık duygular beslediğini söylüyor. ''Birinci sınıftan birinin kurabiye pişirmesini anımsatıyor bana. Yeterince lezzetli ama pütür pütür ve altı yanmış.''
- Stephen King 26 yaşındaymış. King, kitabın ilk birkaç sayfasını yazdıktan sonra çöpe fırlatmış ancak eşi Tabitha King, bu kâğıtları toplayıp onu bu kitabı yazması konusunda cesaretlendirmiş.
- Kitabı 3 bambaşka olaydan esinlenilerek yazmış.
Bu üç olay: King lisede hizmetli olarak çalışırken kızlar banyosunun perdeleri olduğunu görmüş olması, okulda iki kızın ölmesi ve LIFE adlı dergide ''Telekinezi'' hakkında yazılar okuması.
- Carrie’nin karakterinde çok güçlü bir Cinderella benzerliği bulunmaktadır. Görünüşe