Başka bir son düşünemiyordum. Böyle olmasını istemezdim ama hep olurdu. Dünyanın bütün Kızılderilileri yenilir, Spartaküs kaybeder gün batarken sararır, kuşlar döner, Sadri Alışık denilen hergele, her filminde ağlardı. O ağladıkça ben de ağlardım. Nedenimi bilmez ağlardım. Ağladıkça Sadri'ye kıl kapar gıcık olurdum. Üçüncü şahıs olarak kalışına, hep gidici kadınları sevişine, bu gidiciliklerin bir mecburiyet gibi duruşuna, Sadri'nin bu mecburiyetlere, giden kişinin özgürlüğü olarak bakıp, ona ihanet etmemek için kendine ihanet edişine...
Keşke ölüm korkularının yerine eski insanlardan aldığım öğretiyi koyabilseydim; çekilen tüm bu acıların göklerden yerlere, en dipten en dışa kadar her yere, hiçbir şeyin olmadığı ve olan her şeyin sadece doğası gereği var olduğu Boşluk'taki geçmişe, şimdiye ve geleceğe yayılan kusursuz, usul sevginin şefkatle sarıp sarmalayan ödülüyle telafi edileceğini söyleyebilseydim.