kısacık bir an için hayatın ve hayattaki her şeyin bir gün tükeneceği düşüncesi geldiğinde akla, ertelediğimiz her şey için pişman, yetişemeyeceğimiz her şey için hayran; yok olacağız..
Artık bundan böyle acıları mutluluk olarak nitelendirmemeye karar verdim. yaşamın en mutlu anlarında da aynı güçlü acıyı duymadım mı. ve acıların ötesinde bir beklenti vardı: kendi dünyamın beklentisi. kendi odamda içebileceğim sabah çayının beklentisi. sinir hastanelerinin kantinlerinde teneke çayı kendi odamda içmek istiyordum. “kimse senin kadar güzel hiç kimse senin kadar canlı gitmedi ölüme”
“Oysa yaşam genellikle insanın bir başına kalması.”
Uykuda. Uykuyu ararken. derin uykuların ötesinde bile zaman zaman düşünde sezinlemiyor mu insan bir başınalığın çaresizliğini.. yollarda. okurken. pencereden caddelere bakarken. giyinirken. soyunurken herhangi bir kahvenin içinde oturan insanlara gelişigüzel bakarken. hiçbir şey aramazken. herhangi bir kahvede oturan insanları görmezken, başka olgular düşünürken… yosun kokusunu yeniden duymaya çalışırken bir kavşakta karşıdan karşıya geçerken arabalar dünyasına yaşadığını son anda algılarken büyük bir bulvarın tüm kahvelerinde oturanlardan hiçbirini tanımazken bir mağazadan gelişigüzel yiyecek seçerken ya da bir satıcıdan herhangi bir malı isterken aynı anda özlem ve yalnızlıkları düşünürken gidenleri gelenleri bölünenleri ölenleri doğanlar büyüyenleri yaşamak isteyenleri yaşamak istemeyenlere yüzerken severken sevilirken sevişirken hep yalnız değil miyiz…
Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu. belirsizlikler arasında belirlemeye çalıştığımız yaşam gibi. Sevgi isteği, kendi kendine yaşamı kanıtlama dileği kadar büyük. belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya gerek duymayan insanlar sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar. Ya da sevgiyi sevgi, beraberliği beraberlik, ayrılığı ayrılık, yaşamı yaşam, ölümü ölüm olarak yaşıyorlar. Oysa yaşam ölümle ölüm yaşamla tanımlı. Ama sen. Senin için her beraberlik ayrılış, her ayrılış beraberlik sevgi sevgisizlik, duyum doyumsuzluğun başladığı an. Birisinin teniyle yanyana olmak, kendi varoluşunu unutmak mı. Yada daha derin algılamak mı. kendi varoluşum. Her varoluş kendisiyle birlikte ölümü getirmiyor mu.