Göğüslerinin hep tahta kalacağını, değişik solukları tanıyamayacağını bilmek, durmak, oturmak, bir öğle sıcağında sinek ısırmasından ölmek. Bunlan istemiyor, bitirdiklerini, öğrendik-
lerini, kendisine öğretilmiş olanları, öğrenilmiş olmanın getirdiği bitmişliği istemiyor. Yıkanmış çamaşırlar, temiz giy-
siler, boyalı pabuçlar, terbiyeli cümleler, efendimler, günaydınlar, teşekkür ederimler, rica ederimler, öğrenildi bunlar,
bitti, şimdi tahta göğüsleri geliştirecek yeni kapılar açmak
gerek, yanlış kapılar, doğru kapılar, ama açmak, mutlaka
açmak. Oysa şimdi bahçeye çıkınca oturacak bekleyecekti, anasının eve çağırmasını, yemek yemeyi, “afiyet olsun” demeyi, ellerini yıkamayı, dişlerini fırçalamayı, yararlı bir kitap okumayı, büyümeyi, hep istenen ve öğretilen bir biçimde gelişmeyi, göğüsleri tahta da kalsa. Beklemek.