Sevgi.

Sevgi.
@maenad
Yenişehir’e en yakın sırtlara, Büyükesat sırtlarına, Deliller Tepesi’ne gecekondular kuruldu. Gaz tenekelerine dikildi çiçekler. Yenişehir’de yeni çocuklar, kışın ayaklarına mes giyen, kanun zoruyla. On yaşından sonra ilkokula başlatılan çocuklar, yeni sözcüklerle, el kol hareketleriyle. On yaşında ilkokula başlayıp on beş yaşında ilkokuldan ayrıldılar. Yenişehir Mimar Kemal Okulu’nda, her sabah, dersten önce bit arama fasılları başladı. Öğretmen, elinde iki kalem, hep aynı çocukların başlarını karıştırdı, hep aynı çocuklar sıfır numara tıraş olmaya gönderildi. Ayıklandı bitler; sınıfın yaşça büyük, akılca küçük çocuklar ayıklandı. Ayıklananlar arka sıralara oturdular. Önde oturan çocukların anaları daha sık gelmeye başladılar okula; geldi analar gitti analar, önde oturan çocukların kazınmadı kafaları. Bazı bazı, öğleden sonralan ve haftasonları öğretmenin evine gidip temizlik yapan çocuklar. Pazardan öğretmene alışveriş eden çocuklar, fileleri yüklenen, yüklenen, ama öğrenemeden ilkokul üçüncü sınıftan ayrılan çocuklar. Arkadaşlık edilmemesi gereken, kötü söz öğreten, oyun bilmeyen çocuklar ayıklandı. Aile çocuğu kimdir kim değildir, açıkça ayıklandı Yenişehir’de.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Örgütlenme Modeli Olarak Kooperatifler
Günümüzde Latin Amerika, Meksika, Arjantin gibi ülkelerde kurulan kadın kooperatifleri sürekli kendini geliştiren ve yenileyen bir anlayış ile toplumsal ekonominin oluşumunu başlatmışlardır. Yine Rojava’da oluşturulan toplumsal yaşam komün ve kooperatifleşme üzerine kurulu olup bir ekmek kooperatifi olan Adar Kadın Kooperatifi’nden bir annenin, “toplumda ekmeğin nasıl bölüşüldüğü o toplumda adaletin göstergesidir, ekmek üretiminin kimin elinde olduğu ise o toplumda cinsiyet adaletini gösterir” ifadesi kapitalist moderniteyi en net şekilde tanımlamaktadır aslında. Özellikle son dönemlerde dünyanın her yerinde farklı şekillerde ortaya çıkan doğal afet durumlarında toplumsal ekonominin, toplumsal dayanışmanın ve toplumsal ahlakın ne kadar insani ve elzem değerler olduğu bir kez daha görülmüştür. yeniyasamgazetesi4.com/orgutlenme-mode...
Jineolojî
Sömürgeciliğin Öncü Müfreze Kolu Olarak Medya
Medyanın ulus devlet örgütüyle birlikte devletin yasama-yürütme-yargı üçlüsünden sonra dördüncü alan olarak adlandırılması, onun devlet söylemini çerçeveleyen bir biyo iktidarın inşasında kullanılan en önemli hegemonya pekiştirici bir araç olmasından ileri gelir.
Sayfa 189·Kitabı okudu
Sonsuz Tüketim Miti Olarak Okul Kurumu
" Çıkar çarkları da bilgiyle ve ’bilimle’ dönüyor dünyamızda; ama değer bilgisi yok sayılarak. Önce kendi çıkarımızı içgüdüsel olarak korumamız gerektiği öğretilir bizlere, sonra da bu çıkarlarımızı korurken ' başkalarına zarar vermemiz gerektiği' söylenir. Sanki olabilirmiş gibi!..
Sayfa 168 - İoanna Kuçuradi, Etik, Türkiye Felsefe Kurumu,s.111.·Kitabı okudu
Benim de Kürt arkadaşlarım var!
Adolf Eichmann'ın bize tanıdık gelen diğer bir özelliği de köşeye sıkıştığını hissettiği anda Yahudi düşmanı olmadığını ispat etmek için sıklıkla tekrarladığı "benim Yahudi arkadaşlarım var", "Yahudi komşularım var" sözleridir. Bu sözler ne çok tanıdık geliyor bize! Ne zaman yeminli bir Kürt düşmanı ırkçılığını gizleyemez açıklıkla Kürtler adına siyaset yürütenlere kin kusarcasına saldırsa hemen " benim Kürt arkadaşlarım var", " Kürt komşularım var" tümceleri peşi sıra gelir. Sömürgeciliğin karakteri bir olduğu için bir Nazi subayı ile bir Türk aydının sözlerinin siyam ikizi gibi benzer olması şaşırtmamaktadır. Herkesin ne çok da Kürt arkadaşı varmış meğer. Burada "Kürt arkadaş", "Kürt komşu" sözleri Kürdü kendi fillinin silgisi olarak kullanma amacıyladır. Irkçılık bu söylem perdesinin ardına gizlemir, sömürgeci sömürgesini kendisine karşı işlediği fiilin de silgisi olarak kullanır. Fanon'un tabiriyle, "Sırf bunun için bile olsa sömürgeciliğin sanık sandalyesine oturtulması gerekmez mi?"
Sayfa 156·Kitabı okudu