Sömürgeleştirilen toplumlarda sömürge olan her bireyin bir anlamda zaten çoktan öteki olduğu bir ortamda, ötekiyi kriminalize etmek ya da cüzzamlı muamelesi yapma bu patolojikleştirme durumuyla bağlantılıdır. Diğer kimlikleri kendi içinde rehin alan, onu kendi tekelinde ahlaksızca kullanıp dönüştüren bir ulus devlet örgütünden söz ediyoruz.
Bir insan, yaşayan bir insan varlığı kendi başına bir amaç olmaktan çıkarak başka birinin, kendisinin ya da kişisel olmayan bir devin, ekonomi çarkının, ekonomik çıkarlarının aracı olur.
Bir de şu "beyaz adam" klişesi... Renginden dolayı sömürgecilerin ırk kategorisinde en alt basamağa düşürdükleri siyahî insanın "beyaz adam" diye imlediği sömürgeci karakteri. "Beyaz adam geldiğinde elimizde toprak, onun elinde de bir din kitabı vardı. Bize, kitaba ve gökyüzüne bakmayı telkin etti. Biz mutluluğu gökyüzünde ararken o çoktan altımızdaki toprağı almıştı. Bizim elimizde onun eseri olan kitap, onun elinde toprağımız kaldı." Afrikalı bilgenin sözü, kendi toprağı üzerinde insan olarak haklarının tartışma konusu olduğu sömürge halklarının durumunu özetler.
İngiliz sömürgeciliği insanlık tarihinde en fazla yayılma, işgal ve koloni oluşturma pratiğiyle namlı bir sömürgecilik olup birinci sırada yer almaktadır. Öyle ki İngiliz sömürgeciliği dünyada yirmi iki ülke dışında işgal etmediği ülke toprağı bırakmamıştır.