Wulf Dorn'un kurgularını seviyorum. Sayfaları çevirdikçe kafamda soru işaretleri torbası dolmaya devam ederken bir yandan da o soru işaretlerinin cevaplarını birer birer bulmak, elimde bir büyüteçle gizemli bir ava çıkmış gibi hissettiriyor. Bu kitapta da diğer kitaplarında olduğu gibi korkuyu, heyecanı ve keşfetmenin hazzını hissettirmiş.
Çocukların yetişkinlerden alması gereken bir intikam var ve kitapta da o intikamın detaylarını okuyoruz.
~Çocukların gerçekten yeterince gerekçeleri olabilirdi, diye düşündü Robert. "Onları her gün onlarca hayvan ve bitki türünün neslinin tükendiği bir dünyada yaşamaya mahkum ediyoruz. Okyanuslarının zehirli olduğu ve havasını kirlettiğimiz, sanayi yüzünden iklim felaketlerinin birbiri ardına geldiği bir dünyada... Ve bütün bunlar, mutluluğun sürekli gelişimle sağlanabileceği yalanına insanoğlunun kuşaklardan beri inanması yüzünden oluyor."~
Nora Seed ve onun binlerce versiyonuyla tanışmak, hayatın bir sonbahar yaprağı kırılganlığıyla yüzleşmek gibiydi. En ufak bir dokunuş ve değişiklikle tüm yaşam değişebiliyor ve her şey o dokunuşa göre şekil alabiliyordu. Nora hayatındaki tüm olumsuzlukları devasa bir Pişmanlıklar Kitabı'na sığdırmıştı. Bu kitap Nora'ya göre hayatının özetiydi. Daha sonra Gece Yarısı Kütüphanesi'nde mükemmel olasılıkları ve hayalindeki o şahane yaşamları deneyimledi. Ancak onların hiçbiri kendi yaşamı kadar canlı hissettirmedi. Nora hangi yaşamı deneyimlerse deneyimlesin kendini yine Gece Yarısı Kütüphanesi'nde buluyordu. Bayan Elm'in yanına her dönüşünde yaşadığı hayal kırıklığı bana sanki kök yaşamındaki Nora ile kucaklaştığını hissettirdi. Çünkü asıl yaşamını özlüyordu. Nora yaşamak istedi. Hiçbir kitaba bağlı kalmadan, hiçbir pişmanlığını düzeltmeden, olduğu haliyle. Bu sefer gelecek olasılıkları kendisi yazacaktı.
"İnsan yeteri kadar beklediğinde, hayatın kimi zaman yepyeni bir bakış açısı sunmasının ne kadar enteresan olduğunu düşünerek dalıp gitti."
"Bazı yolların daha kolay olacağını düşünmek işimize geliyor bence," dedi, bir şeyi ilk kez fark ederek. "Ama belki de kolay yol yoktur. Bir hayatta evli olabilirim. Başka bir hayatta tezgahtarlık yapıyor olabilirim. Birlikte kahve içmeyi teklif eden tatlı adama peki demiş olabilirim. Başka bir hayatta Kuzey Kutbu'nda araştırmalar yapan bir buzul bilimci olabilirim. Bambaşka bir hayatta olimpiyat yüzme şampiyonu olabilirim. Kim bilir? Her gün, her an yeni bir evrene giriyoruz. Boş yere hayatımızın farklı olmasını diliyor, kendimizi başkalarıyla ve kendimizin farklı versiyonlarıyla karşılaştırıp duruyoruz ama gerçekte çoğu hayat bir yere kadar iyi ve bir yere kadar kötü."