Mahinev

Mahinev
@mahinevefeoglu
deus ex machina
İyi bayramlar :)
Reklam
Avcı
Kalbim, bu sessiz sonbaharda Bugünkü atlaslara inanma sakın Düz bir tepsidir dünya Yolun sonuna ulaştın artık Güzel bir durum kıyısındasın. Bir kırmızı fenersin bir hayli dokunaklı Uzayan kar tipisi altında Kalbim, dağların kaybolmuş senin Kurtlar falan inmiştir bembeyaz ovalara Bir ağlayışı sustuğun belli Şarkılarını söylerken Kalbim, göller bölgesindesin Ne olur gölgeli yollardan yürü Başında bir şapka güneşten sakın Gözlerinden okuyorum acını Bir aile yangınında testilerin kırılmış Kavrulmuş gitmiş sanki çocukların Kalbim benden hatırlısın bilgeler arasında Avcısın, çünkü bir orman içindesin Sulardan içiyorsun, meyvelerden yiyorsun Tırmanmak istiyorsun bir tepe daha Güleçsin nedense bir çocuk gibi Köpeğine gençliğini anlatıyorsun Güneş bir portakal çığlığıyla battı Tutukluk yapıyor kırma tüfeğin Derme çatma kulübenden uzaksın
Şiir
Latif ve narin ne vardıysa içimde, Hoyratça kırdı geçirdi dünya, Memnunum, barışığım yine de, Sabırla yeni yapraklar veririm Yüzlerce kez kırılmış dallarımdan Ve tüm acılara rağmen hâlâ Aşığım ben bu divane dünyaya.
Hayatımın asıl gayesine giden yolda edindiğim bir iki tecrübeye yenisi eklenmişti: Bu tür şeyleri izlemek, kendini doğanın akıldışı, girift, tuhaf biçimlerine vermek, benliğimizin bu varlıkları yaratan iradeyle uyum içinde olduğu duygusunu uyandırır bizde; bir süre sonra onları kendi fikirlerimiz, kendi eserlerimiz gibi görme hevesine kapılırız; bizimle doğa arasındaki sınırın muğlaklaşıp ortadan kalktığını görür, retinamızdaki imgelerin dışsal izlenimlerden mi yoksa içsel izlenimlerden mi kaynakladığını bilemediğimiz bir ruh haline gireriz. Ne kadar da yaratıcı olduğumuzu, dünyanın mütemadiyen yaratılmasına ruhumuzun da daima katkıda bulunduğunu keşfetmenin bundan daha basit, daha kolay bir yolu yoktur. Esasında, hem bizde hem de doğada aynı bölünmez tanrısal varlık faaliyet gösterir, öyle ki dış dünya yıkılsaydı bile içimizden biri onu yeniden kurmaya muktedir olurdu, zira dağ ve nehir, ağaç ve yaprak, kök ve çiçek, doğadaki tüm varlıklar içimizde önceden şekillenmiştir, zira özü sonsuzluk olan, özünü bilmesek de çoğu zaman kendini bize sevme gücü ve yaratma gücü olarak hissettiren ruhtur onların kaynağı. (...)