Mahinev

Mahinev
@mahinevefeoglu
deus ex machina
Sanki bin yıl yaşadım, o kadar çok anım var. Tüm çekmecelerinin içinde bilançolar, Küçük aşk mektupları, şiir ve romans dolu, Tutam tutam saç yüklü, kocaman bir eşya bu, Ki daha az sır saklar kederli belleğimden. Bu bir ehram, sınırsız büyüklükte bir mahzen, Fukara kabri, ne çok ölüsü var içinde. - Ben ayın tiksindiği bir mezarlığım işte, Orda azaplar gibi sürünür uzun kurtlar, Aziz ölülerime durmadan saldırırlar. Solmuş güllerle dolu eski bir odayım ben, İçinde abur cubur, hepsi modası geçen, Ah eden pasteller ve sararmış Boucher’ler var, Yapyalnız, boş şişeden bir kokuyu solurlar. Denk değil eğri güne hiçbir şey uzunlukta, Yılların lapa lapa yağan karı altında, Sıkıntı, meyvesidir donuk meraksızlığın, Orantısını sağlar hep ölümsüz kalmanın. - Sen hiçbir şey değilsin artık, ey canlı madde! Bir dehşetin sardığı o taşın ötesinde, Uyuklarken dibinde sis çökmüş bir Sahrâ’nın; Bir sfenks ki, meçhulü tasasız bir dünyanın, Hartada unutulmuş, yaban mizacı ile Sadece şarkı söyler batıp giden güneşe.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sen, rüyaya daldığım bir vaha, hatıranın şarabını içtiğim bir testi değil misin?
Mutluluğum, dünyanın bilinmeyen bir tarafından başlar Öyle alışılmadık kuralları var ki çekinirim sözetmekten; Bu aşkın kendisine Hayranlıktan donakalan bir çiçek Belki avutur beni Kapalı gözlere karşı.
Şiir
Tanrım! Bana gelince; ruhum kanatlanıyor kırmızıyla cilalanmış göklerin ardında.
Şiir
Tatlı yaralar açar içimde binlerce düş Sıcak dışkılar gibi boş bir güvercinlikte; Bakarım ki yaramın kabuklan soyulmuş, Kanıyor yüreğim altın sıvıyla birlikte.