ADEM PEYGAMBER, HABİL, KABİL VE TANRI Kutsal kitaplarda kadın, Âdem’in kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Bu hikâye, erkek egemen zihniyetin ürünüdür. Oysa iki insanın eşit maddeden yaratılması daha mantıklı olurdu. Eşit bir kadın, dünyayı Âdem’le birlikte daha güzel yapabilirdi. Ama bu, masalı uyduranların işine gelmedi. Bilime göre ilk canlılar dişiydi ve eşeysiz çoğalıyorlardı. Tarihte “Ana Tanrıça” inancı yaygındı. İlk dinler büyük ihtimalle dişi unsura tapınmaya dayanıyordu. Toplumlar karmaşıklaştıkça erkek egemen işler (savaş, av, madencilik) güçlendi. Ataerkil sistem anaerkil sistemi geriletti ve erkek tanrılar Toprak Ana’nın yerini aldı. Yaradılış masalından itibaren barış ve kardeşliği bozan unsurlar öne çıkarılır. Âdem’in iki oğlu Kabil (Kain) ve Habil (Abel) arasındaki çatışma buna örnektir. Geleneksel anlatıya göre Âdem’in dört ikiz çocuğu vardı: Bir erkek ve bir kız bir batından, diğer erkek ve kız ise başka bir batından. Kabil çiftçi, Habil çobandı. Kabil’in kız kardeşi güzel, Habil’inkiyse çirkindi. Kardeşler güzel kız kardeşle evlenmek için rekabete girdiler. Tanrı’ya kurban sundular; Habil’in kurbanı kabul edildi, Kabil’inki reddedildi. Bu kıskançlık Kabil’in Habil’i öldürmesine yol açtı. Böylece ilk cinayet gerçekleşmiş oldu. Bu masalda Tanrı adeta bir arabozucu rolündedir. Kardeşler arasında ensest ilişkiyi normalleştiren, kıskançlığı ve cinayeti tetikleyen bir kurgu söz konusudur. Kaynak: Tevrat: Yaratılış 2:21-23 (kaburga) ve Yaratılış 4:1-16 (Kabil-Habil) Kur’an: Maide Suresi 27-31 (Kabil-Habil) İbn Kesir-Büyük İslam Tarihi-C:1-S:133-134 Taberi Tarihi-C:1-S:156 Not: Detaylar videoda youtu.be/JPU3Wj7VB0Q?si=...
Bir Emevi mirası: Sorumluluğu Allah'a atmak
Kur'an'da anlatılan "kader" kozmoloji için konan ölçüleri-yasaları ifade eder. 1 Bu bağlamda insanın kaderi de "özgür iradesi ile yaptığı seçimler" ekseninde ölçülendirilir. 2  Bu sebepledir ki seçimlerimizin sonuçlarının getirdiği sorumlulukları vardır. İşte bu sorumluluklardan kaçınmak isteyenler kendi tercihlerinin, kararlarının yol açtığı sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın yolu olarak tüm bunların kendileri dışındaki faktörleri sonucu olduğunu bunun önceden belirlenmiş bir plan/kader olduğunu iddia ederler. Özellikle de sorumluluk toplumsal ise yani siyasi liderler kendi sorumluluklarındaki eylemleri meşrulaştırmak, bu icraatları sorgulatmamak için "Biz yapmıyoruz; bunları bize Allah yaptırıyor" derler. Bu tarihin en eski siyasi manipülasyonudur: Allah'ı kendine kalkan edinip, sorumluyken kendilerini sorgulanamaz kılmak… Yöneticilerin kaderi kullanıp Allah'ı istismar etme taktiklerinin Müslümanların tarihindeki ilk izdüşümünü Muaviye'de rastlıyoruz.  Peygamberimizin arkadaşlarından Hucr b. Adiy'i Hz. Ali taraftarı olduğu için öldüren Muaviye, tepkiler karşısında zor durumdaydı. "Biz yapmadık, Allah yaptırdı bize" diyerek kendisini sorgulanamaz kılmaya çalışmıştı. Emevilerle birlikte "Zillullahi fi'l-Arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) ve "Sultânullahi fi Arzihî" (Allah'ın yeryüzündeki gücü) gibi sıfatlarla kutsallık kazandırılıyor, sultanların her icraatı, Allah adına sayılıyor dolayısıyla eleştirilemiyordu. Çünkü bu yapan, Allah adına(!) iş yapan birisiydi. Muaviye'den sonra yerine sultan olarak varis bıraktığı Yezid döneminde Kerbela, Harre gibi travmatik katliamlarına, kadınlara tecavüzlere, yağma ve yolsuzluklara vb. büyük yıkımlarına gerekçe olarak bunların Allah'ın önceden belirlediği planı/kaderi olduğunu camilerden vaaz ettirmişti.  Bir başka Emevi
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Psikoloji ————-FELSEFE————- Tövbe etmezsen mümkün değil iyileşemezsin Sıratı mustakimin önemi Sana o hal ve davranış gelmediği sürece böyle davranmamalısın Sana o halin zuhur etmesi lazım -S Kulum bana şu şu günahlarla gelme “Rabbim önce kişiyi hazırlıyor.Hani bir saraya layık bir halıysan saraya giderkende çamurlu kirli olmamak lazım.İlkönce bir temizleneceksin. Bunu yaşayacaksın yaşadıklarına binaen cenabı Allah merhametlerin en merhametlisi benim için sabrediyor benden istiyo ve hala daha istiyo bunu verdim gene istiyo gene sabrediyo en iyisini en iyi şekilde donanmış halde veriyor.” -Synergykendiyas/Burak Ben gerçeğin peşindeyim, kimin söylediği önemli değil. Ben adaletin peşindeyim, kim için veya kime karşı olduğu önemli değil. MalcomX Bak çokça hata yapacaksın Çokca hatanın içindende hepsinden Allahütealayı razı edecek şekilde ayrılman gerekiyor
‎ لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّ۪ينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّۚ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰىۗ لَا انْفِصَامَ لَهَاۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ ‎Dinde zorlama yoktur. Rüşd/Hak, batıldan (kesin bir biçimde) ayrılmıştır. Her kim (reddetmek, tekfir etmek, teberrî etmek suretiyle) tağutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse kopması olmayan sapasağlam kulp (olan Kelime-i Tevhid’e) tutunmuş (ve İslam dinine girmiş) olur. Allah, (işiten ve dualara icabet eden) Semî’ ve (her şeyi bilen) Alîm’dir.‎ ‎(2/Bakara, 256) ────────────── 📝 Dipnot: İslam’ın kopmaz kulpu Kelime-i Tevhid’dir. Kişinin Kelime-i Tevhid’in ehlinden olması ve söylediği Lailaheillallah’ın kendisine fayda sağlaması için iki şart zikredilmiştir: Tağutu inkâr ve Allah’a (cc) iman. Tağut, Kur’âni bir kavram olup Kur’ân’da sekiz farklı ayette geçmektedir. İslam’ın en önemli kavramlarından olan tağutu reddetmek, tüm peygamberlerin ortak gündemidir. (bk. 16/Nahl, 36) *Kur’ân’a Göre Tağut:* - Kur’ân’ın ölçüleri dışında ölçüler koyarak insanları vahyin aydınlığından küfrün karanlıklarına götüren geleneksel, dinî ya da siyasi bilgi kaynağıdır. (2/Bakara, 257) - Putlaştırılan, uğruna yaşanıp ölünen, dostluk ve düşmanlığın kendisine göre belirlendiği, meşruiyetini Allah’tan almayan değerler ve takip edilen yollardır. (4/Nisâ, 76) - Allah’ın yasalarına muhalif kanunlar yapan ve insanları buna davet eden şahıslar, kurumlar ve bunların koyduğu yasalardır. (4/Nisâ, 60) - Allah’ın dışında ibadet edilen; Allah gibi sevilen, korkulan, gönülden itaat edilen canlı cansız varlıklardır. (39/Zümer, 17) Tağutları reddetmeyen her insan, Allah’a iman ettiğini iddia etse de tağuta iman etmiş, ona kul olmuş ve Allah’ı inkâr etmiştir. (bk. 4/Nisâ, 51; 5/Mâide,
Din
MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ 1.Korkaktırlar | Tevbe 56 2.Cihad'dan kaçarlar | Tevbe 81 3. Mü'minlere iftira atarlar | Nur-11,13 4. Kafirleri dost edinirler | Nisa 138,139 5. Kalplerinde hastalık vardır | Bakara 10 6. Kuran'ı bilerek yanlış yorumlarlar | Ali İmran 7 7. Kafirler hesabına casusluk yaparlar | Maide 41 8. Peygamber'in hükmüne razı olmazlar | Nisa 65 9. Amelde gösteriş yaparlar | Nisa 142 - Tevbe 54 10.Şeriat'a değil tağuta muhakeme olmak isterler | Nisa 60
Veliyy | el-Veliyy İsminin Anlamı Veli isminin lügat anlamı: Veliye veya velayet kökünden türemiş olan el-Veliyy ismi geniş ve kapsamlı bir isimdir: 1-Yakını olmak, yanında olmak. 2-İzlemek, takip etmek, kontrol etmek 3-Birinin işini üzerine almak, üstlenmek 4-Birinin işini ıslah etmek, düzene koymak 5-Birinin işini programlamak 6-Maddi ve manevi her türlü yardımda bulunmak 7-Karşısındakine güzel vasıflarıyla övgüde bulunmak 8-Nimet vermek, ihsan etmek 9-Birinin işini takip etmek 10-Araplar ilkbaharda yağan ilk yağmurun ardından gelen ikinci yağmura, ihsan ve lütfun devamı olduğu için “Veli” derler. Kur’an’da veli kelimesi Allah’ın dışında, yetimlerin, kimsesizlerin işlerini ve bakımlarını üstlenenlere de verilir. EL-VELİYY: Bütün mahlukatına dost olan, son derece şefkatli ve iyilik eden; Müminlerin yar ve yardımcısı olan demektir. Veli isminin ıstılah anlamı: Veli; iman eden kullarına yakın olan ve onlarla dost olandır.
Din İslam