"Çok mu aşıksın ona ?" diye sordu.
Genç kadın bir süre karşılık vermeyerek gözlerini manzarada dolaştırdı. Sonunda, "Bilebilsem!" dedi.
Lord Henry başını salladı. "Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar."
"Ya da insana yolunu şaşırtır."
"Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar, biricik Gladys."
"Ya o nedir ?"
"Hayal kırıklığı."
Genç kadın, "Hayatta attığım ilk adımdı o," diye iç geçirdi.
"Başında taçla geldi sana."
"Çiçek yapraklarından usandım."
"Sana yaraşıyor."
"Ancak el içindeyken."
"Hayat bir sinir ve lif sorunudur, hücre sorunu. Düşüncelerimiz bu ağır oluşan hücrelere girip gizlenir, tutkularımız buralarda barınıp düşler kurar. Sen kendini güvenlikte sanırsın belki, güçlü olduğuna inanırsın. Gel gör ki bir odada ya da sabahleyin gökyüzünde gözüne rastgele çarpan bir renk tonu bir zamanlar sevdiğin bir kokunun beraberinde getirdiği gizli anılar, çoktan çalmadığın bir müzikten bir ezgi, unutulmuş bir şiirin yeniden karşına çıkan bir satırı..."