Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Göz ve kalp konuşmaya başladığı zaman neden lisanımız bize ihanet ediyor? Nasıl oluyor da büsbütün yabancı, uzak, ayrı hatta manasız, lüzumsuz kelimeler kalbimizin sırrını dökebiliyor? Nasıl oluyor da aynı kelimeler hem bir vaka anlatıyor hem de bir sırrı ifşa, bir hissi ifade, bir muammayı halledebiliyor?
Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1.Basım