Türk Edebiyatı Klasikleri - 92

Çulluk

Mahmut Yesari
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·311 syf.··
2025 14. kitabı
Mahmut Yesari ile tanışma kitabım olan Çulluk Türk edebiyatında ilk işçi romanı olarak kabul edilir. Yesari, bu kitabı yazabilmek için bir hafta tütün fabrikasında çalışmış, tütün işçilerinin sağlıksız çalışma ortamlarına ve kötü yaşam koşullarına tanık olmuştur. Roman, köyden İstanbul’a gelip tütün fabrikasında çalışmaya başlayan Murat’ın yaşadıklarını anlatır. İşçi sınıfının sorunları, Murat’ın kararsız aşk hikayeleri, İstanbul’un sosyal yaşamı gibi renkli konulara değinir. Aynı zamanda Murat’ın bir de İstanbul’dan önce ki bir hayatı vardır. Oradaki hayatı, aşkı, kavuşamamasının önündeki engeller, tütün kaçakçıları, köy-kent farklılığı gibi çatışmalar işlenmiştir. Roman temel olarak köyden kente göç eden insanların yaşadığı kimlik karmaşasını ve kimlik karmaşasını, Anadolu insanını içtenlikle ve sade bir dille işlemiş. Sade ama derin bir anlatım. Roman boyunca okurlara çok güçlü bir aşka şahit oluyoruz. Esma’nın kişiliği, Murat’ın aşkı öyle güzel işleniyor ki adeta kapılıyoruz bu büyüye. Fakat Esma’nın ani ölümü hikayenin akışını sarstığının düşünüyorum. Yazar belki de iz bırakmak için böyle zirvede bir duygusal bir kayıp yaşatmıştır. Roman böylece unutulmaz bir son olmasını sağlamıştır. Farklı bir son beklerdim. Kitap böyle bitmeseydi de, “Esma keşke yaşasaydı, hikaye başka türlü olsaydı” isterdim. Keyifli okumalar dilerim. :)
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
“Çulluk sağ tutuldu mu çok yaşayamaz,ölür. “
Puan vermedi·311 syf.··
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2025 23:45
Özellikle okuyacağım bir kitap değildi Çulluk. Bir kitapçıda Türk Edebiyatı Klasiklerini karıştırırken elime geldi ve hikayesi beni kendine çekti. “Zavallı Necdet” kitabıyla karşılaşmam da böyle olmuştu ve artık her ay bir Türk Edebiyatı Klasiği okumaya karar vermiştim çünkü bu kitaplar bizim geçmişimize ayna tutuyor. Özellikle Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki moderleşmenin köy ve kent arasındaki sıkışmışlığın yansımalarını öyle güzel vermiş ki yazar sanki kendimi o buhranın içerisinde hissettim. Zaten bu kitabı yazabilmek,işçilerin sağlıksız çalışma ortamlarına ve kötü yaşam koşullarına tanık olmak için bir hafta tütün fabrikasında çalışmış yazar. Belki de dönemin şartlarını bu kadar iyi yansıttığı için ilk işçi romanı kabul ediliyor. Köyde sevdalısı olan baş kahramanımız Murat gurbete çıkıyor. Kitabın ilk kısmı böyle başlıyor zaten. Köy hayatının sıradanlığından kurtulan Murat’ın,fabrikadan en yakın arkadaşı Hayri’nin hovardalıkları, yine aynı fabrikada çalışan Münevver ile aralarında geçenleri konu alırken ikinci kısımda köyüne dönmek zorunda kalan Murat’ın köydeki hayatına tekrar alışamaması ve bırakıp gittiği Esmayı kaçırırken başına gelenleri anlatıyor. Kitabın başındaki mukaddime kısmı kitabın tamamını öyle güzel özetlemiş ki, “Çulluk” Murat ve Münevver’in hikayesinde Münevver iken, Murat bu hikayede çektirdiğini Esma ile olan hikayesinde ”Çulluk” olarak ödüyor. Okumaya yormayan ama buram buram buhran kokan bir kitap..Keyifli okumalar.
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
8/10
·311 syf.··
2025 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 21:01
Bir kitaba rastgele bir kitapçı da dokunursunuz ve bu kitabı kesinlikle okumam gerekli diye düşünürsünüz. Benim için Çulluk kitabını alışım tam olarak böyle gelişti.. Yazar; Mahmut Yesari ile tanışmıs olmam ve onun da zorlu hayat serüveninden geçtiğine tanıklık etmek ayrıca beni etkiledi diyebilirimm.. 1927 yılında; Murat babasını ve sevdiği bir kız olan Esma'yı bir köşede bırakarak doğduğu büyüdüğü memleketinden göç eder. İstanbul'da Sofya'nın evinin günlük kiralandığını duyar ve oraya yerleşerek girdiği tütün fabrikasında işçi olarak çalışmaya başlar. Kadın-erkek işçiler arasında en yakın dostu Hayri olur. Hayri'nin yanı sıra fabrikada tanışdığı ve onu sürekli oyaladığı genç bir kız olan Münevver vardır. Murat, Hayri'ye göre ağırbaşlı, asabi, ve dik düşüncelidir. Hayri ise her daim Murat'ın yaptığı her kötü olayın ardından onu yalnız bırakamaz Murat'ı her daim bekleyen Sofya ve Münevver birbirlerinden gizli Murat'ı özlerler.. Fakat Murat bir gün babasından gelen bir mektup ile aniden İstanbul'u terk eder ve memleketine geri döner. Memleketi'ne geri döndüğünde ise Esma'nın ölümü ile sarsılır. Ve geride bıraktığı Sofyaya ve Münevver'e o deli dolu hayatına geri dönmek üzere yola çıktığının hikayesi.. Bu kitabı okurken 1927 yılında yaşanmış olan yoksulluk,gurbetlik,hasretlik ve ölüm acısını hissettim diyebilirim.. Bu kitabı okurken kendimi bir Türk filminde gibi düşündüm ve o dönemin gerçekten toplumsal olarak gündelik yaşantıların yanı sıra, İnsanların birlik ve beraberliğinin ne kadar dolu dolu olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Bu kitabı gerçekten okudukça okuyasım geldi yani bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum diyebilirim.. Bu kitabı
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2025 70. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 16:48
Türk Edebiyatı Klasikleri'ni okumaya yöneldiğim listemde Çulluk yeni yayımlanmışken konusuna bakmadan kapağı hoşuma gittiği için okumaya başladığım bir eserdi. Fakat sevdim mi sevmedim mi çok kararsız kaldım. Sevdim çünkü av romanı gibi başladı. Bu bana klasikler arasında farklı bir konu gibi göründü ilk başta. Sevmedim çünkü ilk bölümden sonra çoğunluğu fabrikada geçen, hovarda erkek masum kız romanına evrildi. Günün sonunda "Çulluk" karakterler arasında alegorik olarak işlenerek kitap bitti. İlk işçi romanı olan bu klasik edebiyatımız açısından değerli. Ben uzata uzata okudum biraz. Tek seferde okunabilecek bir akıcılıkta değildi maalesef.
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
Devamı nerde?
7/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 21:03
Çulluk’u okurken Murat’ı sevmekte zorlandım. Baştan beri. Onu anlamaya çalıştım ama içime sinmedi. Çünkü Murat, Münevver’in kendisini sevdiğini bildiği hâlde ona dürüst davranmıyordu. Ne onunla evlenmeyeceğini açıkça söyledi ne de başka birini sevdiğini. En rahatsız edici tarafı da buydu: Net olmamak. Bir insanı açıkça reddetmemek ama umutlandırmaya da devam etmek. İstanbul’dan ayrılırken bile Münevver’in içinde bir ihtimal bırakıyordu. Bilerek mi yaptı, kaçtığı için mi oldu bilmiyorum ama sonuç değişmiyor. Münevver umutlandı. Ve bu umut Murat’ın sessizliğiyle beslendi. Bu yüzden Murat’ı okurken empati kurmakta zorlandım. Çünkü bazı suskunluklar masum değildir; sadece sorumluluktan kaçmanın başka bir yoludur. Esma meselesi ise bambaşka. Murat’ın uğruna bu kadar çabaladığı, varlığını merkeze koyduğu Esma’nın ölümü beni yordu. Nefessizlikten ölmesi, sessiz, çaresiz bir sonla hikâyeden çekilmesi… Orada kitap benim için aslında bitti. Çünkü anlatılmak istenen duygunun zirvesi oydu. Devam etmesine gerek yoktu gibi hissettim. Ama kitap bitmedi. Son sayfalara geldiğimde şok yaşadım. Çünkü iki boş sayfa vardı. Gerçekten boş. İlk refleksim şuydu: “Devamını basmayı mı unuttular?” Sayfaları tekrar tekrar çevirdim. Bir şey mi kaçırdım, eksik mi okudum diye düşündüm. Çünkü bu şekilde bitmiş olamazdı. Eğer yanlış anlamadıysam ki bundan hâlâ emin değilim. Murat da kitabın sonunda İstanbul’a dönerken yolda, fırtına sebebiyle ölüyor. Ama bu açıkça yazılmıyor. Bu düşünceyi ben kurdum. Metin bunu ima ediyor ama kesin bir cümleyle söylemiyor. Ve belki de asıl rahatsız edici olan şey bu belirsizlik. Okur olarak elimde net bir son yoktu. Sadece ihtimaller vardı. Bu da beni tatmin etmekten çok sersemletti. Esma’nın ölümünden sonra gelen bu muğlak final, hikâyeyi kapatmak yerine açık
Edebiyat
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
Bir Suçulluğunun Hikayesi
9/10
·311 syf.··
2025 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2025 18:05
Mahmut Yesari'nin en ünlü romanı kabul edilen ve Türk romanında ilk işçi romanı olarak değerlendirilen Çulluk, 1927 yılında Milliyet gazetesinde tefrika edildikten sonra 1928'de kitaplaştırılmıştır. Kendi romancılık anlayışını anlatırken “romanları hayatın aynası olarak” kabul ettiğini belirten Yesari, “Romanlarınızda size benzeyen kahramanlar var mı?” sorusuna cevabı “her romanımda parça parça ‘Ben’ varımdır” olmuştur. Buradan hareketle Çulluk romanı da hem Cumhuriyet döneminin içinde bulunduğu zor yaşam koşullarını anlatması, tütün işçilerinin sağlıksız çalışma ortamlarından bahsetmesi, tütün kaçakçılığı yapan köylülülerin gruplaşmaları, çatışmaya girmeleri gibi konulara değinmesi yönüyle hayatın içinden bir roman. Aynı zamanda yazarın, Çulluk 'u yazabilmek için Cibali Tütün Fabrika'sında bir hafta çalışması da bu yazdığı hayatın içine kendisinin de tanıklık ettiğini gösteriyor. Kitap her ne kadar Esma, Murat ve Münevver arasındaki bir aşk üçgeni gibi görünse de işçi sınıfının çalışma koşullarını, İstanbul'daki sosyal yaşamı, Anadolu'daki köylülerin hayatını, kadın-erkek ilişkilerini, meyhanelerdeki hovarda hayatları.. gibi pek çok konuyu da bünyesinde barındırıyor. İki bölümden oluşan Çulluk, ilk bölümde tütün fabrikasında çalışan Murat ve Münevver 'in aralarında geçenleri konu alırken; ikinci bölümde köyüne dönmek zorunda kalan Murat'ın köydeki hayata alışamaması ve aşık olup unutamadığı Esma'ya dönüşünü ve bu süreçte yaşananları konu alıyor. Kitabın ismi de Mukaddime bölümünde bir av esnasında, bir ihtiyar avcının anlattığı suçulluğu hikayesinden geliyor. Suçulluğu Esma'yı simgelerken; av sırasında dişiye sahip olmak için çarpışan iki teke Murat ve Esma'ya Murat'ın yokluğunda göz koyan Emmilerin Mustafa'yı simgeliyor. Bu yönüyle kitabın başında verilen
Roman-Edebiyat
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
Puan vermedi·311 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 09:03
Selamlar Mahmut Yesari’nin 1927 yılında yayımlanan "Çulluk" adlı romanı, Türk edebiyatında işçi sınıfını ve fabrika yaşamını ele alan ilk önemli eserlerden biri olarak kabul edilir.#alıntı Mahmut Yesari’nin kaleme aldığı bu eserde, merkezde sakatlığı nedeniyle "Çulluk" lakabıyla anılan Murat var. Bir yanda fabrikada çalışırken gönlünü kaptırdığı Münevver, diğer yanda ise köyde yolu gözleyen, sabırla kavuşmayı bekleyen Esma... Murat, ağır çalışma koşulları ve hayatta kalma mücadelesi verirken, kader onu tekrar köyüne dönmek zorunda bırakıyor. Ancak köyde onu sadece anılar değil, beklenmedik sürprizler ve hayatın en sert yüzü karşılıyor. Aşk acısının yaşam mücadelesiyle harmanlandığı, okurken her satırda derin bir hüzün hissedeceğiniz gerçekçi bir anlatım. Keyifli okumalar..
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
9/10
·311 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2025 00:48
Mahmut Yesari’nin 1927 yılında yayımlanan Çulluk romanı, Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir ve genellikle "ilk işçi romanı" olarak anılmaktadır. Roman, İstanbul’daki Cibali Tütün Fabrikası’nda çalışan işçilerin yaşam koşullarını, dönemin sosyal yapısını ve erken Cumhuriyet döneminde kadının değişen rolünü gerçekçi bir şekilde ele almaktadır. Yesari, romanı yazmadan önce bir hafta boyunca tütün fabrikasında çalışarak işçilerin dünyasını yakından gözlemlemiştir. Romanın konusuna gelecek olursak, öncelikle fabrika işçisi Murat Çavuş ile Münevver arasında geçen bir aşk hikayesi gibi görünse de, asıl odak noktası Murat’ın çocukluk nişanlısı Esma’ya olan tutkusudur. Roman, fabrika ortamından köye uzanan bir serüveni kapsar. Romanda, işçilerin düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve sağlıksız koşullar altında yaşadıkları zorlukları çarpıcı bir şekilde betimler. Örneğin, Münevver’in hastalığında bile çalışmak zorunda kalması, açlık ve yoksulluğun işçileri nasıl bir çaresizliğe sürüklediğini göstermektedir.1928 gibi erken bir dönemde, kadınların genellikle “kadına yaraşır” işlerde (öğretmenlik, hemşirelik) çalıştığı bir zamanda, Münevver’in fabrika işçisi olarak erkek egemen bir ortamda yer alması dikkat çekmektedir. Bu, Cumhuriyet’in modernleşme sürecinde kadının yeni roller üstlenmeye başladığını yansıtmaktadır. Çulluk, Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılmaktadır. Çünkü işçi sınıfını ve fabrika yaşamını edebiyata taşıyan ilk romanlardan biridir. Orhan Kemal gibi daha sonraki yazarlara ilham verdiği söylenmektedir. Roman, hem aşk hikayesi hem de toplumsal eleştiri olarak okunabilir. Yesari’nin akıcı üslubu ve dönemin İstanbul’unu canlı bir şekilde resmetmesi, kitabı keyifli kılmaktadır. Ancak, işçi sınıfının daha derin bir analizi veya hikayenin daha tutarlı bir
Edebiyat
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
8/10
·311 syf.··
2026 37. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 16:59
Birinci bölümde köyden İstanbul'a çalışmak üzere giden Murat tütün fabrikasında çalışıp üç aşağı beş yukarı hayatını idame ettirmektedir. Aynı fabrikadan Münevver'e ilgi duyan Murat, yakışıklılığıyla diğer işçi kızları da kendine hayran bırakmıştır. Fabrikadan dostu Piç Hayri ile arada sırada Hacı Petro'nun meyhanesinde demlenirlerken günlerden bir gün Hayri'yi kendi kaldığı pansiyonda içmeye davet edip ev sahibesi Sofya ve annesiyle tanıştırır. Bu eğlence bitiminde Hayri, pansiyondan ayrılırken takip edildiğini sezinleyip durumu Murat'a söylediğinde, Murat kendisinin de takip edildiğinden şüphelendiğini belirtir. Olaylar geçtikçe takibi yapanların Murat'ın aynı fabrikadan eski oynaşı Halet'in arkadaşı Şoför Aziz ve Katip İrfan olduğu açığa çıkar. Muratla görüşen Halet, Aziz için izzet-i nefis meselesi olmuştur ve Murat'ın bir gün önünü kestiğinde onunla kozunu paylaşmak ister. Bıçak çekmesine rağmen yüreği Selanik olan Aziz, kavgada çok yumruk yer ancak karakolluk olan Murat, bu kavganın kendisine diş bileyen işçi kızlarca açığa çıkıp fabrikadan kovulması sonrası ne zamandır aklına köyüne dönmek ihtimali geldiğinden herşeyi bırakıp köye, babaevine döner. Kitabın ikinci bölümünde şehirden sonra köyde hafakanlar basan Murat, kendisine eş olarak babalarının - Murat İstanbul'da iken - seçtikleri Esma ile karşılaşmak için atı Ceylanla her gün gezmektedir. Esma'yı alabilmek için tütün kaçakçılarıyla arayı iyi tutup Esma'nın dayısını ikna edebileceğini düşünürken bir yandan da tütün kaçakçılığı yapmayı kendisine uygun görmez. Gel zaman git zaman Esma'yı kaçırmayı gözüne kestiren Murat, bunu gerçekleştirirken feci olaylar gerçekleşir ve alil olarak tekrar İstanbul'a doğru yollanırken roman biter. Eser akıcı ancak Murat karakterinin etrafındaki diğer kişiler, sayfalar
Edebiyat
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma
Çok Ah Aldın Murat Çok
7/10
·311 syf.··
2025 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 18:08
Çulluk… Çulluk adının nereden geldiğini en son yazacağım…Gelelim romana. Eser iki bölümden oluşmaktadır. Eserin birinci bölümünde fabrika işçileri kadının köy hayatındaki zorluğu vs. Her şey İstanbulda Cibali tütün fabrikasında başlamaktır. Köyde adını duyurmuş Murat fabrika kızlarından Münevver ile aşk yaşamaya başlar. Münevver Mutat gibi bir adamla evlilik hayali kurduğu için mutludur. Hatta diğer kızlara arada sırada bundan hava atmaktadır. Murat’ın Münevveri sevmesinin tek sebebi köydeki nişanlısı Esma’ya benziyor oluşudur. Romanın ikinci kısmında ise Murat ve Esma’nın aşkının nasıl başladığı anlatılıyor. Murat köye döndüğü zaman Münevverin hastalandığını öğrenir. Hatta kendisini doktor ile aldattığını söyleyen bir aldatıcı mektup alır. Bu mektup üzerine tekrar İstanbul’a dönen murat olayı araştırır. Olayı araştırdığı sırada kavga ederek tutuklanır. Muratın hapiste olduğundan habersiz olan Münevver artık mektuplarına cevap alamayınca annesininde evlen baskısı ile umudunu keser. Hapisten çıkan Murat ise Esma’nın ne farklı olduğunu düşünür :)) Diğer kadınlar gibi olmadığını düşünerek onu kaçırır. Atın üzerinde ilerlerken arkadan açılan ateş ile Murat vurulur. Esma ise nefes darlığından orada ölür… Gelelim Çulluğa… Çulluk narin hassas su kuşudur. “ Çulluk rast gele tutuluyor, rasgele vuruluyor” Esma da çulluk gibidir . O kadar narin hassas birisidir. Gönlü vuruldu Murat’a ama tutunamadan öldü ….
Edebiyat
ÇullukMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025303 okunma

Yazar Hakkında

Mahmut YesariYazar · 30 kitap
1895 yılında İstanbul'da doğdu. Soyadı, büyük dedelerinden gelmektedir. 18. yüzyılın son yarısında şöhret bulmuş hattat Mehmet Esat Efendi, sol eliyle yazdığından dolayı 'Yesari' lakabıyla anılırdı. Ailesi de bu adı muhafaza etti. Talik yazıda üstat olup, şiirleri de vardı. Osmanlı Sultanı Üçüncü Mustafa Han, bu zatı sarayına almıştı. İstanbul Lisesi'ni bitirdi. Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. Bu sırada Birinci Dünya Savaşı çıktı. Bunun üzerine askere alındı. Dönüşünde Diken dergisinde karikatürist olarak gazeteciliğe başladı. Sonra Kelebek adlı edebiyat ve mizah dergisini çıkardı. Piyesler yazmaya başladı. Daha sonra roman ve hikayeler yazdı. Bunlarda hayattan alınmış sahneler çoktur. Romanları daha romantiktir. Tiyatro sahasına trajedi yazmakla girdi, sonra komediye yöneldi. İlk romanının adı Namus'tur. Piyeslerinden çoğu Darülbedayi tarafından temsil edildi. Anlaşılan bir dili ve usta bir anlatımı vardır. Hayatının sonuna kadar çeşitli dergi ve gazetelerde yazı hayatını sürdürdü. 1945 yılında tedavi gördüğü Yakacık Sanatoryumu'nda öldü. ESERLERİ: Çoban Yıldızı (roman, 1925) Çulluk (roman, 1927) Pervin Abla (roman, 1927) Kırlangıçlar (roman, 1930) Su Sinekleri (roman, 1932) Bahçemde Bir Gül Açtı (roman, 1932) Tipi Dindi (roman, 1933) Yakut Yüzük (roman, 1937) Yakacık Mektupları (hikayeler, 1938) Bağrı Yanık Ömer Geceleyin Sokaklar PİYESLERİ: Tablo Asri Hülyalar Bekir'in Rüyası Ayrı Oda Çürük Merdiven Sancağın Şerefi Sürtük Telli Turna Hanife Hanım Hizmetçi Arıyor Serseri