Mahmut Yesari’nin 1927 yılında yayımlanan Çulluk romanı, Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir ve genellikle "ilk işçi romanı" olarak anılmaktadır. Roman, İstanbul’daki Cibali Tütün Fabrikası’nda çalışan işçilerin yaşam koşullarını, dönemin sosyal yapısını ve erken Cumhuriyet döneminde kadının değişen rolünü gerçekçi bir şekilde ele almaktadır. Yesari, romanı yazmadan önce bir hafta boyunca tütün fabrikasında çalışarak işçilerin dünyasını yakından gözlemlemiştir.
Romanın konusuna gelecek olursak, öncelikle fabrika işçisi Murat Çavuş ile Münevver arasında geçen bir aşk hikayesi gibi görünse de, asıl odak noktası Murat’ın çocukluk nişanlısı Esma’ya olan tutkusudur. Roman, fabrika ortamından köye uzanan bir serüveni kapsar. Romanda, işçilerin düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve sağlıksız koşullar altında yaşadıkları zorlukları çarpıcı bir şekilde betimler. Örneğin, Münevver’in hastalığında bile çalışmak zorunda kalması, açlık ve yoksulluğun işçileri nasıl bir çaresizliğe sürüklediğini göstermektedir.1928 gibi erken bir dönemde, kadınların genellikle “kadına yaraşır” işlerde (öğretmenlik, hemşirelik) çalıştığı bir zamanda, Münevver’in fabrika işçisi olarak erkek egemen bir ortamda yer alması dikkat çekmektedir. Bu, Cumhuriyet’in modernleşme sürecinde kadının yeni roller üstlenmeye başladığını yansıtmaktadır.
Çulluk, Türk edebiyatında bir dönüm noktası sayılmaktadır. Çünkü işçi sınıfını ve fabrika yaşamını edebiyata taşıyan ilk romanlardan biridir. Orhan Kemal gibi daha sonraki yazarlara ilham verdiği söylenmektedir. Roman, hem aşk hikayesi hem de toplumsal eleştiri olarak okunabilir. Yesari’nin akıcı üslubu ve dönemin İstanbul’unu canlı bir şekilde resmetmesi, kitabı keyifli kılmaktadır. Ancak, işçi sınıfının daha derin bir analizi veya hikayenin daha tutarlı bir