Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
"İnsan olanın çünkü, canı yanar. Bu böyledir. Kendimizi elimizden geldiğince korumakla mükellefiz, ama dünya ağrısını geçiremeyiz, Feribe. Senin de yanacak. Engelleyemediğin için kendine kızamazsın. 'Bütün bunlar neden benim başıma geldi, neden bana oldu?' diye soruyor musun kendine hiç?"
"Evet, tam da bunu soruyorum" diye cevap verdim, derin nefes almaya çalışarak.
"O zaman ben de sana sorayım. Neden sana olmasın? Ya da kime olmalıydı? Sen hak etmemiştin, ama başkaları mı etmişti? Daha aptal olanlar mesela? Kendine karşı takındığın bu acımasız tavrın altında sinsi de bir kibir gizli, görüyor musun?"
Çoğumuzun hayatında, her şeyin sadece tek bir sebebi vardır. Tek bir yoksunluk, tek bir acı taksim edilir ruhumuzun her zerresine. Başka zamanlarda, başka şekillerde, başka suretlerde... Kalbimizdeki bütün yalnızlıklar, yanlışlıklar, yarımlıklar, hep onun eseri; biz, hep onun esiri. Ama sebep sonucu değiştirmiyor işte.