Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
İnsan bazen en kolay soruların cevaplarını bilmiyor. Bir sorunla karşılaştığında öyle derine dalıyor ki, kıyıdaki işaretleri toplamayı ihmal ediyor. Sahi ya, içimdeki onlarca duygudan biri de öfkeydi. Peki ama kimdi, neydi, o öfkenin esbabımucibesi? Kimi affetmeliydim ben, ya da neyi?
Oysa analı babalı da olsa, bütün çocuklar kader mahkûmu gibi büyüyor, yetim ölüyordu. Yetimlik ebeveynden değil, insanın ruhunun üflendiği yerden geliyordu. Hepimiz yetimdik.
Ama bir beklediğiniz varsa genellikle gelmez. Beklemek çünkü, bir olmazı oldurmayı umanların safdilliğidir. Gelecekler zaten kalbinizi yormadan gelir. Bekletmek, gelmeyeceklerin işidir. Bu yüzden en çok gelmeyecek olanlar beklenir.