Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Yoldan geçen birine tercihi sorulsa, ben olmaktansa, pırıltıyla jelatinlenmiş bulaşık deterjanı yahut on ikilik kartona hapsedilmiş yumurta olmayı seçebilirdi. Sıkıcıydı işte hayatım. Gürül gürül çağlayan bir usanç şelalesiydi.
Neden böyle mutsuzdum? Hayatımda eksik olan neydi? Ya da eksiği yoktu da, sıkıntıdan, bunaltıdan ve bulantıdan mütevellit fazlası mı vardı? Belki ömür diye çektiğim çile, A'dan Z'ye her şeyiyle yanlıştı, doğru yaşanması imkânsızdı.