Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Dünyadaki tek kimsesiz kimse olmayı, dünyadaki pek çok kimsesizden sadece biri olmaya tercih ederim. Kimsesizlik öyle bir duygu ki, kimsenin tatmasını istemem.
Her gün bir diğerinin tekrarıydı evde. Değişik hiçbir şey olmuyordu. Yaşlı insanların onlarla birlikte yaşlanan bütün eşyaları gibi, ben de yaşlanarak geçiriyordum çocukluğumu. Hayat böyle akıp gidecek sanıyordum.
Kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı. Bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru... Soldan sağa, yukarıdan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime...