“Bazen gücün bile aklın önünde eğilmesi gerekebilir.”
Fantastik edebiyat tutkunları, toplanın! Bugün karşınıza, dünya çapında milyonlarca okura ulaşmış ve çağdaş bir efsane haline gelmiş Percy Jackson ve Olimposlular serisinin ilk kitabı, Şimşek Hırsızı ile geldim.
İşte karşınızda Percy Jackson: On iki yıllık yaşamında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yüzünden pek çok kez okullardan atılan ve başı beladan bir türlü kurtulmayan çocuk! İşin daha kötüsü, şimdi Olimposlu tanrılar Percy Jackson'ın hayatını yerle bir ediyorlar. Peşine takılan birtakım doğaüstü yaratıklar da cabası! Bütün bunların sebebi aslında babasının bir Yunan tanrısı olması, fakat sorunları çözmek tamamen Percy’ye kalmış durumda. Serinin bu ilk kitabında, Zeus'un şimşeği çalındı ve tek şüpheli Percy. O ve Annabeth ile Kıvırcık’ın on gün içerisinde çalınan şimşeği bulup, Olimpos'a geri götürmeleri gerekiyor. Percy’nin yıllardır görmediği babasıyla yüzleşmesi, dost bildiğinin ihanetine uğraması ve tanrılardan bile çok daha güçlü bir hazineyi ortaya çıkarması ise apayrı bir hikaye...
Percy Jackson ve Olimposlular, Harry Potter gibi çok ünlü bir fantastik seri. Anti-popülist huyum kurusun ki böyle serileri okumaya daha yeni yeni başladım. Ve bu seriye ilk sayfadan itibaren ba-yıl-dım. Hades’le Zeus'un tüyler ürperten görünümleri ve davranışları, Ares'i küstahlığı ve iticiliği çok güzel yansıtılmıştı romanda. Ana karakterimiz Percy’nin yarı tanrı olmasına rağmen disleksiden muzdarip oluşu, onu diğer fantastik roman karakterlerinden ayıran bir özellikti. Ayrıca kitapta tam Percy'nin tarzında insanı gülümseten bölüm başlıkları yazılmıştı: "Yüce Tuvalet Tanrısı Oluyorum”, “Bir Tanrı Bize Çizburger Ismarlıyor” gibi. Çocuk kitabı kategorisinde görülmesini de doğru bulmuyorum, zira kurgusuyla bir