“Sözün anlatamadığını yaşam anlatır. Hakikati öğrenmek için söze değil, yaşamaya ihtiyaç vardır."
Selam kitap dostlarım! #ahmetümitle1sene maratonu günümüzden yedi yüz küsur yıl öncesine uzanan gerilim dolu, heyecan yüklü, mistik bir serüven ile hız kesmeden devam ediyor: Konya’da sürdürülen bir yangın ve cinayet soruşturmasına dayanan bir polisiye hikayeyi, fantastik geçişlerle Şems-i Tebrizi bağlamındaki tarihi, tasavvufi ve mistik olaylarla iç içe anlatan eser “Bab-ı Esrar” ile.
Karen Kimya Greenwood, annesi İngiliz, babası Türk olup, Londra’da yaşayan bir sigorta ekspertizidir. Bir otel yangınını ve bu yangın sebebiyle gerçekleşen ölümleri araştırmak için Konya’ya gelir. Bu seyahat esnasında aklı, Konyalı bir Mevlevi olan ve yıllar önce kendisini ve annesini bırakıp şeyhi Şah Nesim’le tasavvufi bir hayata yönelen babasının hatıralarıyla doludur. Öte yandan yeni öğrendiği hamileliği, kendisinin kararsızlığına karşın erkek arkadaşının ısrarla çocuğu aldırmasını istemesi de aklını büsbütün karıştırmaktadır. Fakat asıl soru şudur: Anadolu’nun göbeğindeki bu eski şehirde bir otel yangınını mı soruşturuyordur, yoksa yıllardır tek bir satır mektup, bir tek haber bile yollamayan babasının başına gelenleri mi öğrenmeye çalışıyordur?
Fantastik, polisiye ve postmodern öğeler içeren “Bab-ı Esrar”da, bir yangın ve cinayet soruşturması bağlamında ilerleyen polisiye kurgu; yüzyıllar öncesindeki Mevlana ile Şems-i Tebrizi dostluğu çerçevesinde anlatılan tarihsel, tasavvufi ve mistik olaylara ulaşıyor. Fantastik öğeleri kullanarak çok katmanlı bir dil yaratan Ahmet Ümit, bu yapıtında Mevlevilik temelinde din ve inanç üzerine ilginç sorular soruyor. Din ile aşk, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan gözlerimizin önüne seriyor. Yazarın her zamanki akıcı üslubu