Doldurun birbirinizin tasını, ama içmeyin sakın ha aynı tastan! Ekmeğinizi verin birbirinize, ama yemeyin aynı ekmekten.
Dans edip şarkı söyleyin birlikte ve eğlenin, ama yalnız olun ikiniz de. Tıpkı bir udun, aynı melodiyle titrese bile ayrı duran telleri gibi. Kalbinizi verin, ancak teslim etmeyin birbirinizin eline. Zira yalnızca hayatın avcuna sığar yürekleriniz.
Bir arada durun, ancak çok yakın olmayın birbirinize. Zira tapınağın sütunları ayrı durur ve meşe ağacıyla servi büyüyemez birbirinin gölgesinde.
Boş ver, kafa karışıklığı iyidir.
Hatta kafa karışıklığına açık olmanın iyi yaşamanın ön koşullarından biri olduğunu artık anlamış bulunuyorum. Her şeyin basit olmasını isteyerek kendimizi hapsediyor olabiliriz, cidden öyle, çünkü hayatın nasıl olabileceğine değil nasıl olmasını istediğimize odaklanarak kendimizi bir cenderenin içine sokmuş oluyoruz. Kendimizi kapatıyoruz.