Ateş oldum,
yanıp tutuştum kendi düşüncelerimden..
Niye bu katılık, bu güvensizlik, bu nefret?
Derisini değiştiremeyen yılan, kafasını değiştiremeyen insan ölmeye mahkumdur..
Sadece bir aptal sürekli taşlara ya da insanlara takılır..
Bazı sırlar vardır, yalnız dostlara anlatılacak..
Bazı sırlar vardır, dostlara bile anlatılmayacak..
Bazı sırlar vardır, kendimize bile açıklanmayacak..
Neyse! Doğrular ve yanlışlar yoktur, sadece yorumlar vardır..
Beni anlamıyorlar..
Ben, bu kulaklara göre ağız değilim
Şimdi biz neyiz biliyor musun?
Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boşlukta iki yalnız yıldız gibi
Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz
Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan iki enkaz olacağız yalnızca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkaç satır ve benim su kırık dökük şiirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında
Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?