Güç ve makineler, para ve mal mülk sadece bizi yaşam özgürlüğüne kavuşturdukları sürece yararlıdır. Onlar ancak bir gaye için aracılardır.
Sayfa 12 - Elips·Kitabı okuyor
Mal hırsı.
Bildiğimiz gibi yaratılışı gereği insan nefsi, mal ve mülk edinmeyi sever. İhtiyaçlarını gidermek için mal ve mülkle ilgilenir. Allahü Teala, Kuran-ı Keriminde insanın özelliklerini ve huyunu tarif ederken “o mal toplama konusunda çok hırslıdır” buyurmaktadır.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsan gariptir ve her an dadır ve yolcudur. Her an bir ayrılık hâlini yaşar. Uzaklığın verdiği ıstırap davranışlarından bilinir. Sürekli bir yere gitme telaşı, kavuşma arzusu hâlini tayin eder. Bundan dolayı da o, her dem gurbette olduğunu bilerek yaşar. Can gibi, ten gibi, mal da mülk de zaman da mekân da emanet...
Benim vergilerimle beslenen Türkiye Cumhuriyeti'nin kalkıp doksan beş sene önceki bir hadiseden dolayı konuyla alakası olmayan üçüncü, dördüncü kuşak insanlara tazminat ödemesine ben sıcak bakamıyorum. Prensip olarak taraftar değilim. Soykırım kurbanlarının dördüncü kuşak torunlarının dedelerinin mülkü üzerinde herhangi bir hakları olduğuna da inanmıyorum, nokta. Gençliğimde sosyalisttim, belki o zamandan kalma bir şeydir, miras hakkının mutlak bir hak olduğuna inanmıyorum. Buradaki sosyalist arkadaşların elalemin mal mülk mirası için böyle canhıraş bir gayret içinde olmasını da anlamıyorum. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti'nin bu toplumun ruhunu kanser gibi kemiren bu geçmişten kurtulması gerektiğine inanıyorum, bunun yalnız Türkiye için değil, insanlık için de önemli bir şey olduğuna inanıyorum.
Sayfa 266 - Liber Plus Yayınları / Tazminat ama nasıl? / 24 Nisan 2011
Düşünce
Cumhuriyet rejimi Ermenilerin sosyal konumunda bir değişiklik yarattı mı? Evet, kötüye doğru. Sürgün ve soykırımın bazı sonuçları elbette 1923'ten sonra da hissedildi, o anlamda bütün kabahati Cumhuriyet yönetimine yüklemek haksızlık olur. Fakat Cumhuriyete miras kalan 100 bin kadar Ermeni açısından 1923 sonrası tam bir kâbustur. Tek Parti döneminde Ermeni toplum kurumları ağır devlet baskısına uğradılar; çok sayıda okul, gazete, yayınevi, kültür kurumu kapatıldı; vakıf mallarına el konuldu. Mülk ve işyeri sahipleri gerek devletin, gerek siyasi ortamdan faydalanan fırsatçıların şantaj ve zorbalığına maruz kaldılar. Anadolu Ermenileri kimliklerini saklamaya ya da yurtlarını terk edip İstanbul'a göçmeye zorlandılar. Ayakta kalabilenlerin çoğu 1942'de Varlık Vergisi ile çökertildi. 1943'te yirmi iki sınıfın askere alınma bahanesiyle Kütahya'da toplama kampına gönderilmesi Ermeni ailelerini büyük psikolojik yıkıma uğrattı. Demokrat Parti döneminde baskı biraz gevşer gibi olduysa da 1955'te Rumlara yönelik 6-7 Eylül pogromu umutları bir kez daha söndürdü. 1960'larda Tek Parti yıllarının baskı politikalarına geri dönüldü; ileri gelen Ermeni iş adamları devlet tarafından Mafyavari yöntemlerle iflasa itildi, mal varlıkları yağmalandı. Silahlı Kuvvetlerde Ermeni gençlere yönelik sistemli bir yıldırma politikası izlendi. 1970'lerin anarşi ortamında Ermeniler hem milliyetçi ve dinci sağın hem kendine "sosyalist" diyen solun hedefi oldular. 1980'lerde devrin diktatörü Kenan Evren her gün televizyonlara çıkıp Ermenilere hakaretler yağdırdı. İşlerin biraz rahatlaması Özal dönemindedir. Ermenilerin ilk kez kendilerini gerçek anlamda vatandaş hissetmeye başlamaları ise 2000 sonrasında mümkün olmuştur.
Sayfa 124 - Liber Plus Yayınları / Ermeniler kitabı notları / Mart 2010
Düşünce
...Müslümanları mal mülk kavgası sebebiyle dinden, İslam'dan uzaklaştırdılar. Çünkü Peygamberimizin sav müjdesinin içinde bir uyarı da buydu. Mal sevgisi sizi yenecek. Düşmanlarımız bunu iyi kullandı ve başardılar. İslam, İslam'dır lakin Müslüman o Müslüman değil.
Sayfa 184·Kitabı okuyor