Puan vermedi·144 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 21:34
“Dünyada herhangi bir beyaz adam ‘bana ya özgürlük ya ölüm verin’ deyince bütün beyaz dünya alkışlıyor. Siyah bir adam tamamen, kelimesi kelimesine aynı şeyi söyleyince, suçlu olduğuna hükmediliyor ve suçlu muamelesi görüyor ve bu pis zenciden örnek oluşturmak için mümkün olan her şey yapılıyor ki bir daha onun gibisi çıkmasın.” Malcolm X, Martin Luther King Jr. ve Medgar Evers. Amerika’daki siyahi mücadelenin üç sembol ismi. Üçüde 40 yaşını görmeden öldürüldüler… birbirinden farklı yöntem ve üsluplarla Amerika’daki ırkçılığa karşı mücadele eden bu üç “siyah adam” ın ortak arkadaşı olan James Baldwin’ in kaleminden ABD’ deki “ırkçılığa” karşı bir başkaldırı metnidir.
1000Kitap
Ben Senin Zencin DeğilimJames Baldwin · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2020131 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 137. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 00:00
"SONRA BİRDEN UYANDIM" "Dünya tam da bıraktığım gibi ve bunda insanı ferahlatan bir yan var sanırım, öyle değil mi? Ne kadar uzağa giderseniz gidin, geri dönebileceğiniz bu yerin, bu dayanak noktasının hep var olması gibi. Ev. Ya da ona benzer bir şey. Bilmiyorum." Dünya garip bir salgının pençesinde. Etrafta canavarlar var. Bazıları tam da yanı başımızda, belki en sevdiklerimiz. Zemin çatırdıyor, güvenilir hiçbir şey kalmamış gibi. Peki ya kendimize bile güvenemiyorsak? Yazar, bu soruyu, içimizi kemirecek kadar gerçekçi ve katmanlı bir biçimde soruyor biz okuyucularına. Gece demek karanlık demek. Karanlık demek iç hesaplaşmanın zihni basması demek. İç hesaplaşma da envaiçeşit canavarı ininden çıkarır. Bir gece vakti, bir iç hesaplaşma ve ininden çıkmış canavarlar… Ancak bu canavarlar sandığımız gibi değil. Bazıları belki tam da yanı başımızda. Belki de aynada gördüğümüz. Dünya tuhaf bir hastalığın etkisi altında. İnsanlar canavarlaşıp diğer insanları – ailelerini bile – parçalayıp yemeye başlıyor. Bu kaostan kurtulmaya çalışanlar, kaçanlar, sevdiklerinin canavarlaştığını görmemek için onları yakanlar, yok edenler, tüm bu karmaşanın içinde akıl sağlığını korumaya çalışanlar. Enfekte olanlar, iyileşenler, bağışıklığı olanlar. Spence, Ironside tesisinde kalan “iyileşmiş” hastalardan biri. Dışarıdaki kıyameti reddetmiş, vicdan azabıyla boğuşuyor. Ta ki Leila gelene kadar. Leila’nın aklına sığmayan bir planı var ve Spence’in yardımına ihtiyacı var. Ama işte asıl mesele şu: Kimin hasta, kimin sağlıklı olduğuna iktidardakiler karar verirken, neyin gerçek olduğunu nasıl bileceksin? Hastalık zaten algınıla oynuyorsa… Mira Grant’ın Parazit üçlemesinin ve Stephen Graham Jones’un gerilim dolu anlatısının izinden giden Devlin, bu kez bize “canavar salgını” üzerinden bambaşka
Edebiyat
Sonra Birden UyandımMalcolm Devlin · Magus Kitap · 20266 okunma
Reklam
Machbet Kitap İncelemem Dikkat Spoi İçerir
Puan vermedi·154 syf.··
2026 12. kitabı
Macbeth benim için, başarılı ve saygın bir adamın hırslarına yenilişinin hikâyesiydi. Cadılar ona kral olacağını söyleyerek olayları ateşliyor; bence bu kehanet olmasaydı Macbeth çok farklı bir hayat yaşayabilirdi Finalde Malcolm'un değil Macduff'un kral olmasını bekledim. Ülkeyi kurtaran, en büyük bedeli ödeyen ve Macbeth'i durduran kişinin Macduff olması, tahtı daha çok hak ettiğini düşündürdü. Bir diğer şaşırdığım nokta Fleance'ın hikâyesiydi. Banquo'nun soyundan krallar geleceği söylenmesine rağmen Fleance'ın rolü yarım kalmış gibi hissettim. Hatta finalde savaşa dönüp daha önemli bir rol üstlenmesini bekledim. Bir ara tahta çıkacak kişinin Fleance olabileceğini bile düşündüm. Sonuç olarak Macbeth, kaderden çok insanın kendi seçimleri ve kontrol edemediği hırsları üzerine düşündüren etkileyici bir tragedya.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 50. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 11:21
Bir toplumun değişimi için inanmış, azimli ve en önemlisi kendi hakikatine ikna olmuş bir insan bazen yeterli olabilir. Malcolm X'in dediği gibi: “Uyuyanları uyandırmaya bir uyanık yeter.” Taha Kılınç, Dil ve İşgal adlı eserinde Ben Yehuda'nın hayatını anlatıyor. Ben Yehuda'nın da uğruna mücadele ettiği büyük bir ideali vardır: İbraniceyi yeniden günlük hayatta kullanılan, canlı bir dil hâline getirmek. O dönemde İbranice yalnızca ibadetlerde ve Tevrat okunurken kullanılıyor; günlük yaşamda konuşulması ise yanlış kabul ediliyordu. Ancak Ben Yehuda, yerleşmiş kabulleri değiştirmeye kararlıdır. Şartlar ne kadar zor görünürse görünsün, çevresindekiler bunun imkânsız olduğunu söylese de o, olumsuzluklara takılıp kalmaz. Üzerine düşen mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Şartlar ne olursa olsun, hakikat olarak gördüğü ideale odaklanarak yaşamını şekillendirir ve sonunda başarır. Elbette Ben Yehuda bir Yahudidir ve bugün Yahudilerin işlediği zulümler göz ardı edilemez. Ancak bu kitabı okurken amacımız, bir toplumun dönüşümünün nasıl gerçekleştiğini görmek ve bundan dersler çıkarmak olmalıdır. Çünkü bazen farklı dünya görüşlerine sahip insanların hayat mücadeleleri de bize önemli tecrübeler sunabilir. Kitabın bana hatırlattığı en önemli şeylerden biri, bahanelere sığınmadan doğrularımızın peşinden gitmemiz gerektiğidir. Pes etmeden hakikatimize doğru yürümeli, inandığımız değerler uğruna mücadele etmeliyiz. Toplumda köklü değişimler oluşturmak istiyorsak işe tepeden değil, tabandan başlamalıyız. Eğitime gereken önemi vermeli, geleceğimizin teminatı olan gençleri bilinçli ve donanımlı bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Çünkü nesil değişirse toplum da değişir. Aksi hâlde ortaya konulan çabalar, sloganlardan öteye geçemez.
Dil ve İşgalTaha Kılınç · Ketebe Yayınevi · 20241,067 okunma
Puan vermedi
#başlangıçlarkitabı çıktığı anda anlamıştım bana iyi geleceğini. Sıcacık bir okuma, ruha iyi gelen bir hikaye. Bir kere romanın merkezinde kitapçı_kırtasiye var ki, kendimi okurken Jo'nun yerine koymak için bir tek bu bile yeterdi. Kalemler, defterler, kırtasiye malzemeleri derken ilginç ilginç müşteriler yerini alıyor tabiki . Erkek arkadaşı tarafından terk edilmesi, Demans olup bakımevine yerleştirilen dayısının dükkanıyla ilgilenecek olması ve bunların üst üste olması kader miydi ki Jo için? Jo yıkılmıştı. Şimdi, burada, Londra'da ayağa kalkmak için eline bir fırsat geçmişti. Aslında yalnızca Jo’nun değil, etrafındaki herkesin yeniden başlama hikâyesiydi bu. Kaçak rahibe Ruth ile birlikte ilk kitabını yazmaya başlayan yaşlı fakat istikrarlı Malcolm'la umuda doğru hikayesi başliyor Jo'nun. Kırtasiye dükkanında defterler, kalemler, not kâğıtları ve insanların bıraktığı küçük mesajlar ile ruhlarını yansıtan karakterler bizimle oluyor. Ve o dükkanda hikâyeler birbirine dokunarak birbirlerine sığınak oluyor adeta. Ruth'un insan olmaya dair vicdani yükünün hikayesi ve hâlâ kendisini gerçekleştiremediğini düşünen, taşıdığı yetersizlik hissi ile Malcolm. Söylenmemiş sözlerin yer aldığı, Lucy ile arasındaki dostluğun çatlakları ve yüzleşme anı. Eric ise belki de Jo için asıl bomba . İnsan ruhunun kırılgan yanlarının büyük olaylarla değil, küçük karşılaşmalarla anlatıldığı sıcacık bir hikaye bu. Beklenmedik anda gelen dostluk hikayesi bir yana; yalnızlık, kayıplar, kendini yeniden keşfetme ve ikinci şanslar üzerine bana çok iyi gelen bir okuma oldu bu. Ayrılıkların ardından gelen sessizliğin, dostluğun iyileştirici gücünün ve bazen de en büyük değişimlerin küçücük bir dükkânın kapısından içeri girerken başladığının göstergesi olan bu kitabı #kesinlikletavsiyeederim
Başlangıçlar KitabıSally Page · The Kitap Yayınları · 202685 okunma
9/10
·128 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap başından itibaren insanı huzursuz eden ve bir o kadar da merak ettiren bir yapıya sahip.Neyin gerçek neyin hayal olduğunu sorguluyor insan romanı okurken.Buda insanı en başından yakalıyor ve güven unsurunu sorgulatıyor.Romandaki karakterler de bir hayli ilginç.Metaforların etkili kullanıldığı güzel bir distopya örneği olmuş eser.Konusundan bahsedecek olursam; Korkunç bir salgın dünyada baş gösterir.Bir yanda canavarlar varken diğer yanda iyileşmiş hastalar ve bir otorite vardır.Kaotik bir ortamda Spencer İronside'da iyileşmiş hastalardan birisidir.Salgın genelde canavarlaşmış insanlardan ısırık yoluyla bulaşmaktadır.Spencer'in hayatı tesise yeni gelen Leila isimli kadınla tanışınca tamamen değişir.Sorgulamayı unuttuğu gerçekleri ona bir nevi hatırlatır.Leila'nın amacı tesisten kaçmaktır.Leila çok kötü şeyler yaşamıştır.Kocası ve oğlu da canavarlaşmıştır salgında.Kendi eliyle oğlunu öldürmek zorunda kalır.Kocası zaten ölmüştür.Leila ile kaçan Spencer geçmişte yaşadığı anları hatırlar.Macey ile geçirdiği günleri düşünür.Oldukça güçlü bir karakter olarak çıkar karşımıza Macey.Korkunç romanlar yazan kaçık gibi görünse de ondaki lider ruhu bir başkadır.İlerleyen zamanlarda ise Spencer ile Leila'nın yolları buruk bir şekilde ayrılır. Kitapta salgın,bir metafor olarak harika bir şekilde kullanılmış.Körü körüne bağlanılan fikirlerin insanları nasıl hastalıklı bir hale dönüştürdüğü ustaca anlatılmış.Kitaptaki atmosfer oldukça rahatsız ediciydi.Yazar bu güvensiz ortamı özellikle kurgulanmış.Kimbilir belki de asıl canavarlar en başından beri zihnimizdeydi yada asıl canavarlar bizlerdik.Peki sonra birden uyanınca neler yaşandı?Kesinlikle tavsiyemdir
Sonra Birden UyandımMalcolm Devlin · Magus Kitap · 20266 okunma
Reklam
Reklam