İhsan CELEP

İhsan CELEP
@malcolmX61
Cahilliğin bedeli zihnin esaretidir.
Evlenmeden önce de evlendikten sonra da okumakta fayda var.
9/10
·192 syf.·
2025 27. kitabı
Bir solukta okunacak, sohbet havasında bir kitap. Toplumun insan üzerindeki etkileriyle, çocuğun birey olabilmesi arasındaki gerilimde geliştiren bir ebeveyn olmanın yolunu gösterecek önemli tavsiyeler barındırıyor. Kitapta sadece anne babalar için değil, eşlerin kendi aralarındaki iletişimleri için de önemli mesajları bulacaksınız.
1000Kitap
Geliştiren Anne - BabaDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 202110,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Önyargı çatışmasıydı duvarları ören dedi Profesör
9/10
·481 syf.·
2025 24. kitabı
Kitabın 11. sayfasındaki "Sadece Maya değilim; aynı zamanda Ayşe, Maria ve Mari'ydim." cümlesini okurken bir an için Amin Maalouf'un *Doğu'dan Uzakta* adlı eseri aklıma geldi. İki eser de genel anlamda benzer temaları işliyor: insanın, sadece "insan" olduğu için değerli olması. Ana tema, yaşanan acıların ve olumsuzlukların tüm insanlar için benzer olduğu fikrine dayanıyor. Bizi ortak bir paydada buluşturacak olan şey, tüm önyargılarımızdan sıyrılarak birbirimize insan olarak değer verebilmemizde gizli. Bu tema etrafında Türklerden, Yahudilerden ve Ermenilerden bahsediliyor. Kitabı okurken karakterlerin milliyetine ya da ırkına odaklanmıyor, onların yaşadıkları acılarla empati kuruyorsunuz. Benim için bu kitabı özel kılan bir diğer nokta ise, gerçekten etkileyici ve öğretici bilgilerin hikâye akışına başarıyla serpiştirilmiş olması. Bazı romanlar vardır; sıradan bir insanın gündelik hayatına tanıklık edersiniz, konuşmalar da günlük yaşantıda karşılaşabileceğiniz türden sıradan diyaloglardan ibarettir. Hatta o konuşmaları gerçek hayatta dinlemek istemeyebilirsiniz. Ancak bu kitap öyle değil; hem diyalogları hem de ele aldığı konular ufuk açıcı ve okuyucuya mutlaka bir şeyler katıyor. İşte bu sebeplerden dolayı okurken büyük keyif aldım.
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,1bin okunma
Emeğe Saygıdan Dokuz Puan
9/10
·664 syf.·
2025 23. kitabı
Eser, yazarımızın Yeni Gineli bir arkadaşının kendisine sorduğu "Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?" sorusuyla başlayan ve bu sorunun peşinden insanlık tarihini sorgulayarak ilerleyen uzun bir çalışmanın ürünü. Yazarın, insanlık tarihinden sömürgecilik dönemine kadar olan süreci ele alırken evrimsel biyoloji ve biyocoğrafya perspektifini merkeze koyduğunu göz önünde bulundurmak önemli, çünkü eser boyunca tarihsel süreçler evrim temelli bir analizle inceleniyor. Bu yüzden klasik bir tarih anlatısından ziyade daha disiplinler arası bir değerlendirme söz konusu. Yazar, bu sorunun cevabını iki temel kategoride inceliyor: yakın nedenler ve uzak nedenler. Yakın nedenler; mikrop, yazı, teknoloji ve siyasal örgütlenme gibi faktörlere dayanıyor ve birincil görünen bu etkenlerin altında yatan uzak nedenler ise yiyecek üretimi, toplumlar arasındaki yarış ve yayılma olarak tanımlanıyor. Kitabı okurken coğrafyanın insan gelişimi üzerindeki etkisini daha derinlemesine kavrayabiliyor ve yazarın sunduğu genel dünya görüşünü değerlendiriyorsunuz. Ancak eserin yayımlandığı zamandan günümüze kadar yaşanan gelişmeler, özellikle arkeolojik bulgular, anlatılan hikayeyi yeniden düşünmeyi gerektirebilir. Örneğin, Göbekli Tepe’nin MÖ 12. yüzyıla tarihlenmesi, insanlık tarihine dair ortaya konan birçok öyküyü yaklaşık 4000 yıl geriye çeker. Bu bile, kitabın bilgilerinin zamanla güncellenebileceğini ya da değişebileceğini hatırlatıyor. Dolayısıyla eseri okurken anlatılan hikayenin bazı noktalarının değişebileceği akılda tutulmalıdır. "Bereketli Hilal’den başlayıp tüm dünyaya yayılan süreç, yalnızca Bereketli Hilal’in ya da Avrasya’nın Amerika, Afrika ya da Avustralya’dan daha avantajlı olmasıyla
1000Kitap
Tüfek, Mikrop ve ÇelikJared Diamond · Pegasus Yayınları · 20189,5bin okunma
Günahlar Müzesi
6/10
·592 syf.·
2025 22. kitabı
Kitabı kütüphaneden aldıktan sonra, bir öğretmen arkadaşım okuduğumu öğrenince şu yorumu yaptı: “Ben de okumaya başlamıştım ama içindeki cinsel anlatımlardan dolayı yaklaşık yüz sayfa okuduktan sonra bırakmak zorunda kaldım. Fakat sen okursun.” Haklıydı, okudum. Şimdi kitaba dair düşüncelerimi paylaşmak istiyorum ve incelememi üç bölümde değerlendireceğim. 1. Füsun ile Kemal’in Aşkı Bu ilişki bana yakın zamanda okuduğum *Genç Werther’in Acıları’nı* hatırlattı. Orada da saplantıya dönüşen bir aşk hikâyesi vardı. Kitapta Kemal’in saplantılı aşkı üzerinden sosyete çevresinde, Anadolu insanının genel ahlaki ilkelerinin nasıl göz ardı edildiği rahatlıkla fark ediliyor. Muhtemelen bu bakış açım, benim sosyo-kültürel çevremle de bağlantılıdır. Kitapta rahatsız edici bulduğum birçok unsur, başkaları için normal karşılanabilir; bunu anlayışla karşılıyorum. Ancak bu yazıyı kendi düşünce ve hislerimi ifade etmek için kaleme aldığımı not düşmeliyim. Kemal ve Füsun’un ilişkisi üzerinden, toplumsal normlardan sıyrılma teması işlenmiş. Kitapta geçen olaylar, “sosyete çevresi” olarak anılan bir grubun yaşamını yansıtsa da genel anlamda o dönemin modernlik anlayışını sorguluyor. Özellikle “bekâret” kavramı üzerinden modernlik ve taşralılık arasındaki ikilemi gözler önüne seriyor. Modernlikten kasıt, evlilik öncesinde çevrenin, hatta ailenin onayıyla sevgilinizle birlikte olabilmek gibi bir durum... Ne de olsa “evleneceksiniz” mantığı hâkim! Kitap bu geniş mezhebi perspektif etrafında şekillenmiş birçok unsuru barındırıyor. Ancak kendi ahlaki değerlerim doğrultusunda, olay örgüsünün daha “etik” bir zeminde ilerleyen bir aşk hikâyesini tercih ederdim. Bu durumda da belki sosyetenin gerçek yaşamı yansıtılamazdı. Öte yandan, toplumsal normlara meydan okuyan bir aşk hikâyesi anlatılırken,
1000Kitap
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 200860,5bin okunma