Eser, yazarımızın Yeni Gineli bir arkadaşının kendisine sorduğu "Neden siz beyazların bu kadar çok kargosu var, bunları Yeni Gine’ye neden getirdiniz ve siyahların kendi kargosu neden bu kadar az?" sorusuyla başlayan ve bu sorunun peşinden insanlık tarihini sorgulayarak ilerleyen uzun bir çalışmanın ürünü. Yazarın, insanlık tarihinden sömürgecilik dönemine kadar olan süreci ele alırken evrimsel biyoloji ve biyocoğrafya perspektifini merkeze koyduğunu göz önünde bulundurmak önemli, çünkü eser boyunca tarihsel süreçler evrim temelli bir analizle inceleniyor. Bu yüzden klasik bir tarih anlatısından ziyade daha disiplinler arası bir değerlendirme söz konusu.
Yazar, bu sorunun cevabını iki temel kategoride inceliyor: yakın nedenler ve uzak nedenler. Yakın nedenler; mikrop, yazı, teknoloji ve siyasal örgütlenme gibi faktörlere dayanıyor ve birincil görünen bu etkenlerin altında yatan uzak nedenler ise yiyecek üretimi, toplumlar arasındaki yarış ve yayılma olarak tanımlanıyor. Kitabı okurken coğrafyanın insan gelişimi üzerindeki etkisini daha derinlemesine kavrayabiliyor ve yazarın sunduğu genel dünya görüşünü değerlendiriyorsunuz. Ancak eserin yayımlandığı zamandan günümüze kadar yaşanan gelişmeler, özellikle arkeolojik bulgular, anlatılan hikayeyi yeniden düşünmeyi gerektirebilir. Örneğin, Göbekli Tepe’nin MÖ 12. yüzyıla tarihlenmesi, insanlık tarihine dair ortaya konan birçok öyküyü yaklaşık 4000 yıl geriye çeker. Bu bile, kitabın bilgilerinin zamanla güncellenebileceğini ya da değişebileceğini hatırlatıyor. Dolayısıyla eseri okurken anlatılan hikayenin bazı noktalarının değişebileceği akılda tutulmalıdır.
"Bereketli Hilal’den başlayıp tüm dünyaya yayılan süreç, yalnızca Bereketli Hilal’in ya da Avrasya’nın Amerika, Afrika ya da Avustralya’dan daha avantajlı olmasıyla