Eseri okumaya başlamadan önce hocamızın "genç; inancı ve idealleri uğruna fedakarlık yapabilendir" tanımlaması karşılar bizi.
Bu tanım bile aslında bize sorumluluğumuzu hatırlatan bizi harekete geçirecek bir tanımdır.
Bu kitap Müslüman her genç tarafından okunması gereken bir baş ucu kitabı niteliğinde.
Kitap, çok kıymetli dersler ve öğütlerle dolu.
İslam davası için canla başla mücadele etmiş dava adamlarının sözlerine yer verilmiş her bir derse geçişte.
(Hasan el Benna 'dan, Aliya İzzetbegoviç' e, Necmettin Erbakan'dan Ömer Muhtar'a, Şeyh Ahmet Yasin'dan Malcom X'e...)
Her bir dersin içindeki dersler ve öğütler kitabın ana teması.
Benim çok hoşuma gitti bu kısım.
Sanki bu dava adamlarının izlerini - ufak da olsa - sürüyor gibisiniz eser boyunca.
Kitaptaki her cümle eşsiz, her cümle can alıcı, her cümle içinde binbir nasihatı barındıran cinsten.
Her cümlenin altını çizmek istedim nerdeyse.
Başlangıçtaki "Andımız" bölümündeki her cümle kalbe, akla, ruha nakış nakış işlenmeli.
Her eve, her okula, her camiye, her mescide, her avmye, her iş yerine, her restorana, her dükkana, her kurum ve kuruluşa bu bölümün çıktısını alıp tablo yapıp asmak isterdim doğrusu.
Şu an bunu ilk burdan yapmaya başlayacağım
O bölümün en azından bazı kısımlarını burdan size haykıracağım..
"Ben müslümanım elhamdülillah.
Bir dedem Fatihdir. Bir dedem Selahaddin.
Kalbim küçük bir kuş gibi merhametli, bedenim koca bir dev gibidir.
Bastığım yer Anadolu, gözlerim Kudüs'e bakar, alnım Mekke'ye dönük, kalbim Medine'de atar.
Yüreğim Doğu Türkistan'da, Arakan'da ,Suriye'de, Gazze'de, Çeçenistan'da, Afrika'da sızlar.
Gözyaşlarım İstanbul'dan, Diyarbakır'dan akar.
Taaa Şam'a, Bağdat'a, Kahire'ye, Kandahar'a, Kurtuba'ya Endülüs'e Moro'ya dökülür her sabah.
Irak'ta bombalanan benim Akdeniz'de boğulan,