Malcolm X,Amerikan tarihinin insan hakları savunucusudur. Daha 6 yaşında iken babasını kaybeden Malcolm,hayata karşı zorunlu bir mücadelecilikle inandığı şeyler uğruna mücadeleler vermiş ve insan haklarının elde edilmesi için büyük çaba sarf etmiştir. Hac ibadeti için gittiği Mekke ziyareti vesilesiyle insanların renklerinin bir şey ifade etmediğini,asıl önemli olanın vicdan olduğunu ve vicdanların renklerinin,mezheplerinin,dillerinin olmadığını,tek farkın içlerindeki iyilik ve kötülük olduğunu fikir edinir ve ırkçılığa karşı dik duruşuyla birçok insanın düşüncelerini olumlu yönde etkiler. Malcolm X'in hikâyesi,sadece bir şahsın veya bir ailenin hikâyesi değil,ırkçılığa maruz kalan,ezilen herkesin hikâyesidir. Bu hikâye; engellenemeyen bir özgürlük savaşının,ne pahasına olursa olsun hakikate ulaşma yoluna adanmış yenilmez bir iradenin,insanlık onurunun hikâyesidir.
Irkçılık; farklılığın siyasi ve iktisadi çıkarlara dayalı,korku ve inançlardan,önyargılardan,kendi "üstünlüğü"nü bir "aşağı" yaratarak kanıtlamaya çalışmaktan ileri gelen barış karşıtı ideolojik bir araçtır. Başka bir ifadeyle,Malcolm X'in de dediği gibi "Irkçılık ideolojik bir düşünce değil,aksine psikolojik bir hastalıktır." Benlik saygısının,psikolojik bütünlüğün,iç huzurun eksikliği insanlarda bir gruba dahil olma isteği yaratabilir. Bunun nedeni ise benlik algılarını bir grup kimliğiyle güçlendirmeye ihtiyaç duymalarıdır. Bu bireyler,kendilerini ötekinin varlığına dayandırarak tanımlarlar. Gurubun üyeleri,kendi kimliklerini güçlendirmek adına diğer grubun üyelerine düşmanca tavırlar geliştirebilirler. Tarihte ırkçılık zihniyeti köleleştirmeye,soykırımlara,katliamlara ve toplum baskısına yol açmıştır. Şayet insanlar kendi etnik kökenleri bilseydi ırkçılık büsbütün ortadan kalkardı. Kromozomlarımızın