Öncelikle kitapla ilgili olarak hemen şu ayrıntıyı vermem gerekiyor; bu kitabı okumadan önce mutlaka “Gün Olur Asra Bedel” romanını okumalısınız. Çünkü “Cengiz Han’a Küsen Bulut” hikâyesi, Cengiz Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” romanının içinden yasaklanmış bir bölümüdür. Aytmatov “Cengiz Han’a Küsen Bulut” kısmında KGB’yi eleştirdiği için, bu bölümün romanda yer almasına izin verilmez, öyle olunca da yazar bu kısmı “Gün Olur Asra Bedel”den çıkarır.
Kendi özelinde “Cengiz Han’a Küsen Bulut” kitabına bakacak olursak da öğretmen olan Abutalip Kuttubayev ülkenin bir ucunda Alma-Ata hapishanesinde hücrede tutulmaktadır. Ailesi ise onu merak ve özlemle Sarı-Özek bozkırlarında beklemektedir. Kuttubayev hücrede olduğu günlerde nasıl bir suç işleyerek bu cezayı hak ettiğini anlamaya çalışmaktadır fakat hiçbir suçunu ya da günahını bulamamaktadır. Eski savaş tutsağı olsa da artık savaş geride kalmıştır ve bununla ilgili hesaplar kamplarda çoktan görülmüştür. Tek istediği suçsuz olduğunun anlaşılıp, serbest bırakılarak ailesine kavuşmasıdır.
Onu sorgulayan KGB yargıcı ise Kuttubayev’in davası için “İngiliz-Yugoslav gizli servisleriyle ilişki içinde olması ve Kazakistan’ın ücra yerlerinde halk arasında bölücü ve yıkıcı ideoloji ve fikirler yayması.” demiştir. Ve KGB yargıcı Kuttubayev’i suçlayan en önemli delil olarak da zamanında Kuttubayev’in, Cengiz Han'ın bir seferi sırasında Sarı-Özek'te yaptığı bir infazı yazmasını göstermektedir. Bu infaz ise bir aşk hikâyesine uzanıyor, Cengiz Han seferi sırasında herhangi bir doğum istememektedir, ancak ortaya çıkan bu aşk sefer sürecinde bir çocukla filizlenince, Cengiz Han da olayı infazla yargılar.
Bir yandan Kuttubayev'in yaşam mücadelesini anlatan; bir yandan o dönemin KGB’sini eleştiren ve bazı gerçek yüzlerini ortaya döken;