"Gelişmiş insan, karşısındakinin gözü ve kulağıyla olayları değerlendirip, kendini onun yerine koyarak empatiyle dinleyebilir.
Kalıplanmış insanda eksik olan budur. Bilinci kalıplanmış olduğu için olayları başkasının gözü ve kulağıyla değerlendiremez; empatiyle dinleyemez."
"Kalıplanmış insan, kendi algılamasının dışında başka bir anlam göremeyeceği için kendi kalıplarının dışında başka bir dünyayı ve görüşü kabul edemez. İnsanlık için bir zafer kazanmak demek, ona göre herkesi kendi kalıplarına sokmak demektir. Zaten kalıplanmış insanın tüm yaşamı budur: Başkalarını kendi kalıbına sokmaya çalışmak. Kendine yapılanı o da başkasına yapma çabası içindedir."