1000Kitap Eskişehir Okuma Grubu 98. Buluşması
Eskişehir 1000 kitap kulübü olarak 98. toplantımızı yaptık.ilk kitabımız Alex Schulman'dan Malma İstasyonu kitabıydı. Yazar Alex Schulman şu an günümüz İsveç Edebiyatının en önemli 5 isminden birisi. Sadece yazar değil, gazeteci, blog yazarı ve televizyon ve radyo programcısı da aynı zamanda. Hatta kendi ülkesinde podcast dünyasında en tanınan isim. Kitap, bir tren istasyonu çevresinde dolanan üç kuşağın hikâyesini anlatır. Yazar, hem bir aile trajedisi, hem de kuşaklar arası travmaya işaret ederek kitabını muhteşem bir şekilde kurgulamıştır. İkinci kitabımız Han Kang'dan Yunanca dersleri kitabıydı. 2024 Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Han Kang'ın son yayımlanan kitabı. Hikâye, Seul'de geçiyor ve konuşma yetisini kaybetmiş genç bir kadının etrafında şekilleniyor. Kadın, sesini yeniden bulma umuduyla Antik Yunanca dersleri almaya başlıyor. Öğretmeni ise görme yetisini yavaş yavaş kaybediyor. Yolları kesiştiğinde, her ikisi de kendi kayıplarıyla başa çıkarken, paylaştıkları deneyimler aracılığıyla bir tür huzur ve bağ kuruyorlar.Grubumuzda okunan diğer Han Kang kitabına göre biraz vasat kalmış.
*ÂLİMİN ÖLÜMÜ ÂLEMİN ÖLÜMÜ GİBİDİR* *Geçen sene bugün (26.10.2024) yayınlanan mailimizdir.* *Değiştirmeden aynısını tekrarlıyoruz efendim.* -------------------------------------------------------------- CİHÂNI TENVÎR EDEN EN SON NÛRA ELVEDÂ' EN DERİN SEVGİLERLE, AZÎZ YÂRA ELVEDÂ'! İnsan seveceği kimseyi iyi seçmeli, ona göre sevmeli. -------------------------------------------------------------- HÜSEYN HİLMİ IŞIK efendi rahmetullahi teâlâ aleyh ------------ Allahü teala şefaatine kavuştursun inşallah. -------------------------------------------------------------- Bir âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir... Bir 26 Ekim'in ardından....
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Cennete Girmek İçin 30 Sebep ...
İSLAM Cennete gitmek için 30 sebep nelerdir? İşte mü'minlerin cennete girmesine vesile olacak 30 sahih amel: Cennete gitmek için 30 sebep nelerdir? (1 ve 2) İman ve Salih Ameller İşlemek Kur’an’ı Kerim’de iman, Allah’ın izniyle cennete ulaştıran sebeplerin en mühimi olarak gelmiştir. Bununla beraber o daima salih amele bitişik olarak anılmış, amelsiz olarak anılmamıştır. Kur’an’da imanın salih amele bitişik olmadan cennete girmeye sebep olduğu zikredilen bir yer neredeyse yok gibidir. Salih amellerse çok geniş ve büyük bir bap, sevap kazanmanın yolları da çok şümullüdür. Allah’tan başka kimse onları sayamaz. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “İman edenler ve salih amel işleyenler; işte onlar cennetin sahipleridir. Onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” Bakara 82 Bu manadaki ayet ve hadisler bayağı kabarıktır. Teker teker saymak değil de örnek olması açısından şu ayetlere bakılabilir: Bakara 2582, Lokman 8, Kehf 107, Hac 14, 23, 56, Fetih 5, Hadid 12, 21, Tegabun 9, Talak 11, Buruc 11, Beyyine 7, Mü’minun 11, Ankebut 57 (3) Takvalı Olmak Takvanın tariflerinden en doğru olan: Allah’tan korkmak, Kur’an’la amel etmek, aza kanaat etmek, yolculuk günü için hazırlanmaktır. Şu da takvanın tariflerindendir: Allah’tan bir nur üzere, Allah’a itaat etmek, sevabını umup azabından korkarak O’na asi olmayı terk etmektir. Yani: Allah’ın Kitabında ve Nebinin sünnetinde geldiği gibi amel etmektir. Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Şüphesiz muttakiler cennette ve pınarlardadır.”
Din
Yannis Ritsos / Kararmış Çömlek
Çok uzaktı geldiğimiz yol. Kardeşim, çok uzak. Ağırdı, çok ağırdı bileklerde kelepçeler. Akşamları sallayıp başını "vakit geçti" deyince küçük lamba dünyanın tarihini okuyorduk belirsiz isimlerde mapusane duvarlarına tırnakla kazınmış tarihlerde ölümü beklemiş insanların çocuksu çizgilerinde - bir yürek, bir yay, zamanı gerçekten yaran bir -----yelkenli - bizim bitireceğimiz tamamlanmamış dizelerde bitmeyelim diye bitirilmiş dizelerde. Çok uzaktı geldiğimiz yol - zorlu mu zorlu. Şimdi senindir bu yol. Avucunun içinde tutuyorsun bir dost elini tutup nasıl dinlersen yürek atışlarını kelepçelerin bıraktığı bu izin üstünde. Düzgün yürek atışı. Bir güvenli el. Bir güvenli yol. Yanıbaşında, bu sakat adam çıkarıp ayağını bir yana bırakıyor yatmadan önce - kof tahta bacak - doldurmalısın onu, çiçek dikmeden önce saksıyı nasıl -----dolduruyorsak toprakla geceler yıldızlarla nasıl dolarsa ağır-ağır nasıl düşünceyle sevgiyle dolarsa yoksulluk. Karar aldık, bir gün herkesin iki bacağı olacak bir neşeli köprüsü gözden göze yürekten yüreğe. Bu yüzden nerede durursan dur - güvertede çuvalların arasında sürgüne giderken transit istasyonunun hapishane parmaklıkları -----ardında "yarın" demeyen ölünün yanında acı, sakatlanmış yılların binlerce değneği arasında -
Metin Altıok-Soneler
I Sevgilim bak, geçip gidiyor zaman; Aşındırarak bütün güzel duyguları. Bir yarım umuttur elimizde kalan, Göğüslemek için karanlık yarınları. Ağzımda ağzının silinmez ılık tadı, Damağımda kösnüyle gezinirken; Yüreğimde yılkı, aklımda ölüm vardı, Dışarda rüzgar acıyla inilderken. Unutulmuyor ne tuhaf dünya işleri, Seninle bir döşekte sevişirken bile. Düşünüyorum hüzünlü genç anneleri, Çarşılarda, pazarda ellerinde file. Bu kekre dünyada yazık geçit yok aşka; Bir şey yok paylaşacak acıdan başka. II Nasıl bir acıdır bu bir düşün; Yüreğimin yumruk kadar çaresizliği, Sığlığı alışılmış bir günün, Gecenin karanlık belirsizliği. Yarın, yarın ve yine yarın; Hep bugün olan aynı yarınlar. Düş kırıklığı gibi kötü gelen zarın, Varımı yoğumu elimden alırlar. Ve ben dönüp yine sana gelirim; Elimde somun, gözlerimde mıh.
Ey oğul! Eğer bütün kalbin ve himmetinle O’na (cc) döner ve O’nun (cc) rahmet kapısına yapışırsan, kendin ile şehvetler arasına demirden bir set çekersen, kabri ve ölümü baş ve kalp gözünün önüne dikersen, Hakk’ın (cc) seni gördüğü, senin her yaptığını bildiği ve senin yanında olduğu şuurunu gözetirsen, fakr ile yetinir, iflasa razı olur, hudud içerisindeki aza kanaat edersen -ki bu, emirlere sarılmak ve nehiylerden kaçınmanın ta kendisidir- ve kaderin getirdiğine sabredersen Allah’ın senin hakkındaki hükmü senin için ayan beyan olur. Bu hal üzere devam edersen kalbin Rabbin (cc) ile mülaki olur. Sırrın O’nun (cc) katına girer. İşte o zaman eşya sana keşf olunur. Gözün gözünü görürsün. Emirü’l-mü’minin Ali b. Ebi Talib’in (K.V) dediği gibi olursun: “Perde kaldırılsaydı dahi yakinim artmazdı.” Yine, O’na (K.V) derler ki: “Rabbini (cc) gördün mü?” şöyle cevap verir: “Görmediğim Rabbe (cc) kulluk etmem!” Salih bir zata: “Rabbini (cc) gördün mü?” diye soruldu. Dedi ki: “Eğer O’nu (cc) görmeseydim mekânımı paramparça ederdim.” Birisi: “Nasıl görürsün?” diye sorarsa derim ki: “Halk kulun kalbinden çıkar ve orada Hakk’tan başka bir şey kalmazsa, işte o zaman O’nu (cc) dilediği gibi görür, dilediği gibi O’na (cc) yakınlaşır. Diğerlerine zahiren gösterildiği gibi, O’na da “batınen” (iç aleminde) gösterilir. Tıpkı Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (SAV) Miraç Gecesi’nde gösterildiği gibi, bu kul da O’nu (cc) rüyasında görür, O’na (cc) yakınlaşır, O’nunla (cc) konuşur. Onun kalbi ise yakmaza halinde O’nun (cc) tarafına cezb edilir; vücut gözlerini kapattığında kalp gözleri ile tıpkı zahirde olduğu gibi Hakk’ı (cc) görür. Cenab-ı Hakk (cc) ona başka bir mana (meleke) daha verir, o da onunla O’nu (cc) görür. O’nun (cc) sıfatlarını görür. O’nun (cc) “kerametlerini” (ikramlarını),