Eserde yalnızca yaşanmışlıklar değil; kentler, zaman ve insanları birbirine bağlayan görünmez duygular da öykülerin merkezinde yer alıyor. Yazar, modern çağda ilişkiler, sevgi ve bağlanma kavramlarını da sorgulayan bir anlatım sunuyor.
Keşke öğrencilik yıllarımda yazılmış olsaydı bu kitap. Hem dini teolojik bağlamda ele almış, hem de İkinci Yeni Şiirinde dinsel motif ve olgulara değinmiş yazar. Dil ve anlatım açısından da son derece yakın ve akıcı. Okudukça adeta kendimi üniversite yıllarımda görüyor ve çok sevdiğim post-modern şiiri tekrar yaşıyorum.
Kemal Sayar, her eserinde okurlarına ayrı bir kapı araladığı kesin. Ancak bu eseri okuruna bir kapı aralamanın ötesinde, kişinin adeta kendi öz benliğine olan inancın reçetesini sunmaktadır. Eser hayatın iniş ve çıkışlarla örülü olduğunu okura anlatmakla kalmamış, aynı zamanda bir yol gösterici olarak insanın kendine yetebileceğinin bilincini aşılamaktadır
Kelimeler ile o kadar ustaca oynamış ki yazar, kendimi İhsan Oktay Anar okuyormuş gibi hissettim. Kelimeler sessiz bir betimleme, bir çığlık gibi yankılandı adeta.
Doğunun İlyadası denilebilecek, efsanelerle örülü bir şaheser. Eser, Gazneli Mahmuda sunulmuş bir kahramanlık hikayesi olsa da edebi açıdan bir şaheser. Okudukça doğunun o bakır coğrafyasını görüyor insan.