Hayran olduğum o kitap
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
Öyle bir roman düşünün ki; hem kara mizahta hiç görmediğiniz bir zirve hem toplum eleştirisinde bir şaheser hem siyasi ve dini tartışmalara harika bir cevap.. En sevdiğim ilk üç kitaptan biridir kendisi ve tanıdığım herkese tavsiye ediyorum. Akla gelmeyecek bir konuyu işliyor ama insana hayatı, toplumdaki hiyerarşiyi, insanların çeşitliliğini, psikolojiyi, kara mizahı bir arada sorgulatıyor. Hikayemiz şu şekilde: Şehir merkezinden oldukça uzak, uçurumun dibinde bir kasaba bulunuyor. Bu kasabada her şeyden bir adet var örneğin; bir adet meyhane, bir adet telefon, bir adet market, bir adet fırın, bir adet manav, bir kilise ve hatta bir adet seks işçisi.. Oldukça sıradan bir hayatın içinde yaşayan bu insanların içinde kiliseye atanan genç bir rahip var, bir gün telefon çalıyor ve Tanrı (?) arıyor. Papaz ilk başta inanmıyor ama gerçekten tanrıyla konuştuğunu anlayacağı kanıtlar yaşanıyor. Tanrı ona yeni bir tufan koparacağını ve bu tufan için kasabadaki herkesin birlik olup bir gemi yapmasını söylüyor birde tarih veriyor. Önce papaz kasaba halkını ikna etmek için uğraşıyor çünkü bu geminin erzağından yapılırken kullanılacak malzemesine kadar herkesin fedakarlıkta bulunması ve inanması gerekiyor ve ardından gemiyi yapmaya başlıyorlar. Gün geçtikçe şehirin dikkatini çekiyor bu izole halleri ve işler sarpa sarıyor… Elinizden bırakamayacağınız oldukça sürükleyici bir kitap. Öyle olaylar oluyor ki, öyle detaylarla insanı şaşırtıyor ki asla tahmin edemeyeceğimiz bir olay örgüsü meydana geliyor. Aynı zamanda, tanrının bir ofisi var ve orda dünya işlerini nasıl yürüttüklerine dair dev bir mizah şöleni var. Benim en çok dikkatimi çeken toplum eleştirilerinden birini eklemek isterim ; Köye es kaza bir yahudi geliyor ve köyün tufan için hazırlandığını anlıyor. Aslında papaza ve
Benden Sonra TufanDavid Forrest · Hürriyet Yayınları · 19736 okunma
9/10
·176 syf.·
2026 7. kitabı
Kemal Varol’un, başkarakteri Lamek (Kemal isminin anagramı) üzerinden muhtemelen kendi yaşam öyküsünden otobiyografik kesitler sunduğu Sahiden Hikâye, gerçek bir coğrafyanın “Arkanya” adlı kurmaca bir mekân izdüşümü üzerinden okuyucuya aktarılır. Eser, farklı başlıklar altında yapılandırılmış, ancak nihayetinde bütüncül bir anlatı oluşturan parçalı bir kurguya sahiptir. Yazar, her bir bölümde okurun karşısına çeşitli gizli semboller ve şifreler çıkararak onu pasif bir okuyucu konumundan çıkarır; metni anlamlandırma ve yeniden inşa etme sürecine dâhil eder. Eserin temel yazınsal felsefesi, romanın sonunda başkarakterin amcası tarafından dile getirilen şu ifadede özetlenmektedir: “Derdini bu harflerin aralarına serpiştirirken kendini fazla da belli etme, diyor son kez. Bu harfleri yan yana getirip güzel güzel şeyler anlat insanlara! Ki onlar bunları okurken sahiden hikâye sansınlar her seferinde.” Bu telkin, travmaların ve toplumsal dertlerin kurgusal bir “hikâye” maskesi ardına gizlenerek edebi bir düzleme aktarılmasının açık bir manifestosudur. Eser, alfabenin son harfi olan “Z”nin kaybolması ve harflerin mevcut dizilimlerinden duydukları hoşnutsuzluk gibi güçlü bir sembolizm ile başlar. “Z” harfinin yitimi; dildeki eksilmeyi, iletişimsel karmaşayı ve ontolojik bir yarım kalmışlığı imlemektedir. Diğer harflerin yerlerini beğenmemesi ve başıboş hareketleri ise dildeki ve dolayısıyla toplumsal yapıdaki yozlaşmanın, bozulmanın bir tezahürüdür. Bu kaos ortamı, “Kadim” adlı kelimenin/kavramın devreye girmesiyle son bulur. Kadim; bilgeliği, yüceliği ve geleneksel otoriteyi temsil eder; dağılan harfleri ait oldukları yerlere göndererek ontolojik düzeni yeniden tesis eder. Lamek’in amcasının ona ayrılmadan önce iki avuç dolusu harf hediye etmesi ise, yazarın yazınsal
Sahiden HikâyeKemal Varol · Everest Yayınları · 2022944 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·140 syf.··
2026 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 21:08
#KitapYorum #13Kadın13Öykü #GürselKoyuncu #AlminaKitap #MustafaGür 140sayfa Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Almina Kitap Yayınları'ndan çıkan, Gürsel Koyuncu'ya ait, "13 KADIN 13 ÖYKÜ" isimli kitabı tanıtmaya çalışacağım. Her kitapla hayat ağacımıza bir meyve daha astığımızı düşünüyorum. Her biriyle biraz daha olgunlaşıyor, biraz daha büyüyoruz. Kitaplarla tanışmalarımız da tesadüf değil bence. Seçimlerimiz kendi irademiz gibi gözükse de esasen gitmeniz gereken yola bir yön işareti. Sanki ihtiyacımız olanı bilen, ruhumuza iyi geleni düşünen biri var, bizi bizden daha iyi tanıyan, hayata hazırlayan, eksik parçaları birleştiren ve o parçalardan bir bütün oluşturan...Ardından yüzlerce mesajı zamanı geldiğinde kullanmamızı sağlayan. "13 Kadın 13 Hikaye" de pekçok ders verdi. Düşündürdü, belki de unuttuklarımızı hatırlattı. Duyarlılığımızı, dayanıklılığımızı ölçtü... Üzdü, kalbimizi yordu. Sorguladı. "13 KADIN 13 ÖYKÜ" kitabı, toplumun görünmeyen yüzlerine ayna tutan sarsıcı bir eser. İsminden de anlaşılacağı üzere, toplumun farklı kesimlerinden, belki de her gün yanından geçip gittiğimiz ama hikâyelerini bilmediğimiz on üç kadının yaşamına odaklı. Toplumun en hassas ve bazen en çok görmezden gelinen kesimi olan kadınların; maruz kaldıkları travmaların sadece bireysel birer talihsizlik değil, aynı zamanda sosyolojik birer yara olduğu gerçeğini de gözler önüne seriyor. Hikâyeler sadece birer anlatı değil, "Sosyolojik betimleme" kurgusal olmaktan ziyade "gerçek yaşamdan" damıtılmış hayatın içinden her biri. Yaşanan gerçekleri, zaafları, tepkileri, acıları, korkuları, hayalleri, beklenen ama gerçekleşmeyen ümitleri, kalp sancılarını, hor görülüp yok sayılmayı, kırıklıkları, hüzünleri, travmaları, duygusal bazen de fiziki şiddeti en derinden tüm çıplaklığıyla okura sunan
13 Kadın 13 ÖyküGürsel Koyuncu · Almina Kitap · 20241 okunma
Puan vermedi
YILDIZLARA YAKIN Metin Özdamarlar Çizer: Burak Genç Zor koşullarda büyüyen Mustafa, hayallerinin peşinden gittiği zorlu yolculukta yolunu aydınlatan yıldızlardan ilham alır. Bu yıldızlar kimi zaman bir kaplumbağalı anahtarlık olarak çıkar karşısına, kimi zaman bir komşu, bir manav, bir dost… Yolunun üstünde parıldayarak duran bu yıldızların isimlerini küçük mavi defterine tek tek not almaya karar verir. Böylece zamanı geldiğinde onların varlığını takdir edebilecektir. Artık nihayet büyüdüğünde parlama sırası ona gelir! Acaba kimlerin hayatındaki yıldız olacak, kimlerin yolunu aydınlatacak? Yıldızlara yakın, dayanışmanın, emeğin ve iyiliğin sesinin yükseldiği, göğsünüzde bir kutup yıldızı gibi taşıyacağınız, unutulmaz bir roman.
Yıldızlara YakınMetin Özdamarlar · Timaş İlk Genç Yayınları · 2025664 okunma
Puan vermedi·436 syf.·
2021 252. kitabı
Tarih'in tozlu sayfasını arayalım mı buyurun, "Yeniçeri Ocağı Osmanlı tarihinde başarılara imza atmış fakat daha başka etkileri de olmuş olan bir askeri örgüttür. Yeniçeri Ocağı Nedir? Osmanlı Devleti içinde bir askeri örgüt olan Yeniçeri ocağında küçük yaşatan başlayarak asker yetiştirilmekte idi. Osmanlıca bir sözcük olan "yeniçeri" nin anlamı "yeni asker"dir. Yeniçeri ocağı piyadelerden oluşan bir askeri sınıftı. Esas görevi de padişahın, "Yeniçeriler, Osmanlı İmparatorluğu’nun yükselişi sırasında büyük zaferler elde ederler. Ancak 18. yüzyıldan itibaren Yeniçeri ordusunun disiplini bozulmaya başlar. Bunun önemli nedenlerinden biri, yeniçeri olmak isteyenlerin işsiz olmaları, eğitimleri yetersiz bir mesleğe sahip olamamaları ve fırıncı, kayıkçı, manav gibi becerileri ile savaş sanatını öğrenmeye pek uygun olmamasıydı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçerilere çeşitli yasaklar getirilir. Bu kanuna göre Yeniçerilerin evlenmeleri ve başka yan işler yapmaları yasaktır. 18. yüzyıldan itibaren bu yasaklara uyulmamaya başlanır. Yeniçeriler yüksek maaş alamadıkları için ek iş yapmak ve ailelerinin geçimini sağlamak zorundaydılar. Ordu sefere çıkınca savaşa katılan yeniçerilerin çoğu geride ailelerini"düşünürler "Petru isimli genç esir olarak İstanbul’a getirildikten sonra onu yeniçeri ağası Arif Ağa’nın yanına yerleştirir. Arif Ağa ile bir süre İstanbul’a alışan Petru, gönüllü olarak İslam’ı kabul eder ve Abdullah ismi verilir. Arif Ağa, Abdullah’ı kendi oğlu gibi görür ve onu yeniçeri olarak yetiştirir. Abdullah’ın yeniçeri olduğu dönemde yeniçeri olarak yaşadığı anlatılır." Yeniçeri Ordusunun hiyerarşik yapısı, yeniçeri askerlerinin sosyal hayatı, 18. yüzyıldan itibaren yeniçeri ordusunda başlayan yozlaşma ve yeniçerilerin padişaha karşı düzenlediği isyanlar
Roman - Tarih - Edebiyat
Son YeniçeriReha Çamuroğlu · Everest Yayınları · 2016649 okunma
Puan vermedi·343 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 17:40
Roman, toplumun ve bürokrasinin çarpık taraflarını iğneleyici bir üslupla ortaya koymaktadır. Kimliği olmadığı için devlet onun yaşadığına inanmaz. Böyle bir kahramanın başından geçen absürt olaylar komik bir dille işlenir. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz romanı tiyatroya ve sinemaya da uyarlanmıştır. Satılmış’tır. Fakat o kendini İstanbullu gibi tanıttığı için ismini değiştirmiş, yalancı bir politikacıdır. Yaşar, ona derdini anlatır ve işinin olmadığını söyler. Satı Bey, ona bir kart yazar. Kartı gösterdiği her iş yeri onun referansı ile Yaşar’ı işe alacaktır. Yaşar, nişanlısı Anşe’ye hayal ettiği gibi müzede hademe olup onu da yanına alacağına dair söz vererek yola çıkar. İstanbul’da bir hemşehrisini bulur. Hemşehrisi eşinin parasıyla geçinen sahtekârın biridir. Çıkarı için Yaşar’a yardım eder. Yaşar, hademe olmak için müzeye her gün gider. Fakat müdürle bir türlü konuşamaz. Bu arada Satı Bey’in de politikadaki üstünlüğü sona ermek üzeredir. Bir an önce i-şe girmezse elindeki kâğıt hiçbir şeye yaramayacaktır. En sonunda müdüre ulaşır. Müdür, Satı Bey ismini duyar duymaz büyük bir ihtimam gösterir. Ama işe almaz. Yaşar’ın dertleri bitmez. Eve döner dönmez nişanlısından bir mektup alır. Yanına almazsa onu başka biri ile evlendireceklerdir. Yaşar iş de bulamamıştır. Nişanlısı Anşe’yi bir köşke hizmetçi olarak verir. Kendisi de iş arayacaktır. Yaşar, nişanlısından aldığı parayla bir adamla ortak olup manav açar. Sözleşmede her ikisinin de adı yazmaktadır. Manav çok iyi çalışmaktadır. Bir sürü para kazanırlar. Fakat ortağı bir süre sonra bütün malzemeleri ve paraları alarak kaçar. Yaşar’ın yine nikâh yapmak için yaptığı bütün çabalar boşa girmiştir. Yaşar, ortağını mahkemeye de verse kimliği olmadığı için mahkeme onun sahtekâr olduğuna inanır, bir de vergi ödemek zorunda
Roman-Edebiyat
Yaşar Ne Yaşar Ne YaşamazAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 200816,3bin okunma