İnsanlar delirir.
Mahşerin dört atlısı çünkü
"Savaş Katletmek Kıtlık Ölüm"
•
İtiraf edeyim romanı ilk gördüğümde ilgimi çeken şey romanın adıydı. Kadimzamanlar yer adı çünkü.
Biraz araştırdım.
Olga Tokarczuk aktivistmiş. 1962 doğumlu Polonyalı yazar 2018'de de Nobel ödülü almış. Fikrini önemsediğim bir kaç iyi yorumdan sonra da edindim.
•
Kadimzamanlar ve Diğer Vakitler dünya savaşıları arasına sıkışmış insanların, nesnelerin, yerlerin ve Tanrıların hikayesi.
Habil'lerin (Habil (iyi) olduğunu sananların) güya Kabil'leri(kötüleri) öldürdüğü şimdiki dünya, Kadimzamanlar'ın dünyasına ilikli. Tüm bu kıyımda, herkesin, her şeyin hikayesi var. Büyük resim hırs.
Olga Tokarczuk, tarihi yaşamla güzel harmanlamış. "1914 yazında" diye başlıyor roman, "Çar'ın parlak üniformalı iki atlı askeri Michál için gelmişti."
Romanları hep böyleyse benim ilgimi cezbetti.
Hatta Mandariinid filmini hatırlattı bana yazar. İvo'nun dilini.
Roman çünkü tam bir aktivistin yazabileceği dille yazılmış, sorgulayacı ama durumu olduğu anda olduğu gibi yansıtıcı; öyle çok dramatize etmeden, I. Dünya Savaş'ı ile başlayıp hikayeyi karaketerlerin duygu durumuyla birlikte II. Dünya Savaş'ının sonuna kadar harmanlayıp, olduğu gibi okura sunan abartısız bir dille.
Hadi biraz fantastik şeyler olsaydı Büyülü Gerçekçilik derdik, ama yok. Bu hikayedeki insanlar gerçek. İki savaş arasına sıkışmış evlenip, aşık olan, çocuk doğuran, kimsesiz, aşksız kalan, kendini ormana hapseden, deliren, bazen umutsuz, bazen agresif, bazen isyankar olan; Kadimzamanlar'ın sıradan insanlarının, sıradan nesnelerinin, sıradan hikâyeleri.
Bana biraz Yüzyıllık Yalnızlık' ı anımsattı, yok ama onun kadar zor değil. Hatta araya çok başkaca konular girmiyor, karakterlerin kiminle evli olduklarını çocuklarını ayırt edebiliyorsunuz. Hatta Başak'ın kızı