10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Gün Olur Asra Bedel, yalnızca bir cenaze yolculuğunu anlatan bir roman değildir; insanın hafızası, kültürü ve kimliği üzerine derin düşünceler içeren felsefi bir eserdir. Özellikle Mankurt efsanesi, okuyucuyu kendi geçmişi ve değerleri üzerine düşünmeye sevk eder.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Yarım kalan bir başyapıtın tamamlanışı
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:32
Yoğun , dertli, zamansız ve bir o kadar da şaşırtıcı bir kitap. Bir tarafta bozkırda yaşam mücadelesi veren köylüler, diğer tarafta Sovyetler Birliği ve Amerika nın birleşip kurduğu bir uzay programı, uzaylılarla yapılması planlanan diplomatik temaslar. Ana kahramanın insancıl dertleri o kadar iyi verilmiş ki hepsini okurken hissetmek mümkün. Hayırsız evlat, rejim baskısı , karşılıksız aşk, çaresizlik , yok edilmeye çalışılan kimlikler, başına deve derisi sarılıp güneşte bırakılan ve hafızası kaybettirilerek köleleştirilen mankurtlar .... Romanın en ilginç bölümü kitaptan çıkarılmış. Sovyetler Birliğinde o bölümün yayınlanmasına izin verilmemiş ve daha sonra ayrı bir roman olarak yayınlanmış. (Cengizhan a Küsen Bulut) Bu iki kitap birlikte okunduğunda anlamlı oluyor. Gün Olur Asra Bedel kitabını okumuş olmak için ikisini birlikte okumak gerekli diyor kitabın çevirmeni. Cengizhan a Küsen Bulut kitabını tek okuyan kişi için havada kalan bir metin olabilir. Birlikte okunduğunda insan dehsete düşüyor. Yeni doğmuş bir kadının bebeğinden ayrılıp sırf koyulan kurala uymadı diye öldürülmesi, tutuklu bir öğretmenin çaresizliği, hükümdar olmak için aslında yeri geldiğinde merhametsiz olmak gerektiği ama günün sonunda adaletsizliğin karşısında doğanın bile yanınızda olmadığı gerçeği ... İnanılmaz etkileyici bir roman daha... Okumayı düşünen herkese keyifli okumalar...
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
GÜN OLUR ASRA BEDEL: HAFIZANIN VE KİMLİĞİN ROMANI
10/10
·74 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Birçok araştırmacıya göre Aytmatov’un başyapıtı Gün Olur Asra Bedeldir. Roman, görünüşte Kazangap isimli bir kişinin cenaze yolculuğunu anlatır. Ancak bu yolculuk aslında insanlık tarihinin, hafızanın ve kimliğin yolculuğudur. Eserde yer alan “mankurt” efsanesi dünya edebiyatına yeni bir kavram kazandırmıştır. Mankurt, geçmişini, ailesini, milletini ve kimliğini unutturulmuş insandır. Aytmatov’a göre insanı insan yapan yalnızca biyolojik varlığı değil, hafızasıdır. Hafızasını kaybeden insan, başkalarının yönlendirdiği bir nesneye dönüşür. Bugün kültürel yabancılaşma, kimlik bunalımı ve tarih bilincinin kaybolması üzerine yapılan birçok tartışmada “mankurtlaşma” kavramının kullanılmasının sebebi budur.
1000Kitap
Cengiz Aytmatov ve Gün Olur Asra Bedel RomanıSabahattin Çağın · Akademi Kitabevi · 2000327 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
2026 86. kitabı
Gün Olur Asra Bedel, Kazakistan steplerindeki küçük bir aktarma istasyonunda çalışan Yedigey'in, ölen kadim dostu Kazangap'ı atalarının kutsal mezarlığına gömmek için çıktığı uzun ve zorlu yolculuğu anlatır. Cengiz Aytmatov, bu bir günlük cenaze yolculuğu üzerinden Sovyet rejiminin insanları köksüzleştirme politikalarını, geçmişini unutan mankurt insan tipini ve totaliter sistemlerin acımasızlığını işlerken; arka planda yürüttüğü uzay araştırmaları ve bilimkurgu ögeleriyle bozkırın efsanelerini harmanlayarak insan hafızasının ve kültürün önemini sarsıcı bir dille gözler önüne serer.
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Mankurtlaştık mı ?
9/10
·400 syf.··
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:30
Cengiz Aytmatov 'un kitaplarını bitirdiğimde her zaman çok etkilenirim ve bir süre boşlukta kalırım. Bu kitaba başladığımda da beğeneceğimi biliyordum. Alışık olduğum temadan biraz farklı olarak bu kitapta bazı kısımlarda bilim-kurgu ögeleri (uzaylılar) vardı. Alışık olmadığımdan bunları okumak beni şaşırttı ama sevdim. Hikayemiz yine bozkırın içinde yaşanan acılar, verilen mücadeleler ile ilgili. Issız bir demiryolu yerleşiminde görev yapan bir avuç insan etrafında dönüyor olaylar. Demiryolu işine yıllarını vermiş bir adamın vefatı sonucu, onu Ana-Beyit denilen kutsal mezarlığa gömmek isteyen yakınlarının, dönemin Sovyet Rusyası tarafından o bölgeye yapılmış olan uzay üssü nedeniyle kendi topraklarına alınmamalarının hikayesi. Kendi topraklarında yabancı sayılan bir halk görüyoruz burada. Cengiz Aytmatov'un olay örgüsünün içine ustaca yerleştirdiği efsaneler muhteşemdi. Özellikle Mankurt olayı beni çok etkiledi. Günümüzde bu kavram milli benliğini kaybetmiş olan insanlar için kullanılıyormuş (mankurtlaşma). Kitapta anlatılan ise insanlar saçları kazınıp başlarına yaş deve derisi geçirilip sıcakta bırakılıyor ve bu işkence yöntemi insanların hafızalarını tamamen kaybedip köleleşmesine neden oluyor. Köleleşen bu insanlara mankurt deniyor. Kazak türklerinin o dönemde yaşadığı Rus baskısı da kitapta oldukça etkileyici bir şekilde anlatılıyor. Beni etkileyen bir alıntı ile devam edeyim: "- Biz, bizgoy karagım. Ana-Beyit'ke cetpey turıp kaldık. Kalay da bolsa yardımdeş karagım... - Benimle Rusça konuşun lütfen, şu anda görevimin başındayım." Kendi dilini bile konuşmaya korkan bir insan çoktan mankurtlaşmamış mıdır? Aytmatov bu konuya nokta atışı vurgular yapıyor. Kitapta bahsi geçen heybetli deve Karanar'ın taşkınlıkları da beni yer yer güldürdü gerçekten. Bence herkes
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Elips Kitap · 200556,1bin okunma
Kültür Emperyalizmine Dair
8/10
·126 syf.··
2026 40. kitabı
Emperyalizm en basit tabiriyle teknoloji ve askeri kabiliyeti ile egemen bir halkın egemenliğinin ihlali, onurlarının aşağılanması ve kaynaklarının sömürülmesidir. Emperyalizm elinde gücü bulunduran devletlerin bu gücü tekelleştirerek özgür halkları sömürüp onların kaynakları ile kendi halkının refahının artırılmasıdır. Askeri güç emperyalizmin sadece bir yüzüdür. İşgalci güç ne kadar güçlü olsa da askerini yabacı topraklarda sonsuza kadar tutamayacağından sömürgeci amaçlarının yeniden üretilmesi ve sürekliliğinin korunabilmesi için birçok farklı yöntem kullanır. Sömürge altında bulunan halklar kendi mücadelesi ve ödediği bedeller ile bağımsızlığını kazansa da emperyal güçlerin geride bıraktığı işbirlikçi elitler aracılığıyla sömürü düzeni devam eder. Bu devmlılığın biir aracıysa kültür emperyalizmidir. Kültürel emperyalizm görece kendinde daha zayıf siyasi topluluklara ve devletlere karşı kendi dilini ve kültürünü dayatma sürecidir. Medya özelinde konuyu ele aldığımızda hedef kitlenin tüketim alışkanlıkları, yaşam tarzları ve eğlence anlayışları dönüştürülür ve emperyalist gücün amaçlarına uygun hale getirilir. Bu süreç yerel kültürün "tü kaka" denilerek ötekileştirilmesi, aşağılanması, toplumsal ilerlemenin (modernlik) önünde bir engel olarak gösterilmesi hedef toplumun karşılaştığı bir durumdur. Böylece hedef toplumun zihni, güç odaklarının istediği yönde evrilir; bireyin bulunduğu topluma ve kültüre karşı aidiyeti azaltarak veya tamamen ortadan kaldırarak birey köksüz birer mankurt haline getirilir. Kültür, merkezden çevreye doğru yayılır. KİA sayesinde bu yayılma daha hızlı bir biçimde gerçekleşir. Walter Lippmann, "Böylece sosyal olarak üstün olan, sosyal olarak daha alt konumdakiler tarafından taklit edilir; güç sahibi, astları tarafından; daha başarılı
Communication and Cultural DominationHerbert Schiller · International Arts and Sciences Press · 20091 okunma