Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir korkuya neden sığınır insan, neden onu içinde besler ve büyütür?”
Batıl inançlarınız var mı?
Çoğumuzun cevabı evet olsa da, “hadi canım, öyle şey olur mu,” diyenlerin sesini de duyar gibiyim. Ama şu bir gerçek ki gün içerisinde batıl olup olmadığına dikkat etmeksizin birçoğunu uygularken buluyoruz kendimizi. “Doğum gününde mum üflemek gibi.” Kimileri evrensel, kimisi tarihimizden, kültürümüzden gelme. Yok etmek, önüne geçmek mümkün değil.
Antik Çağ ve sonrasından gelen batıl inanışları duyduğunuzda şu anki inanışların çok daha akla yatkın olduğunu düşüneceksiniz. Zira öyle inanışlar var ki dudak uçuklatacak cinsten.
Kadınların gebelikten korunma yöntemi olarak seksten sonra hapşırdıklarını duymuş muydunuz?
Bir salgın nedeniyle insanların hapşırırken ya da hapşırdıktan hemen sonra öldüklerini ve onları kutsamak adına hapşırdıktan sonra “çok yaşa” deyişinin türediğini?
Ayakkabı altına isim yazmak falan hikaye! Kızların kendilerine aşık olmalarını istedikleri erkeğin ayakkabılarına işediklerini?
Düşünsenize “Ya kızlar çok tatlı çocuk değil mi, durun ben şunun ayakkabılarına işeyeyim de bana aşık olsun!”
Daha neler neler… Batıl uğruna ölenler mi dersiniz, bakire kanı içenler mi, yeni doğmuş bebekleri kurban edenler mi… Bir korku kültürü bir dini ritüel halini almış, toplum benimseyince de uymayan insanlar yanlışın kendilerinde olduğunu düşünüp benimsemek durumunda kalmışlar. Hatta bunu da kendilerinde mantığa uydurmaya çalışmışlar. “Batıl inanç aptalca, çocukça, ilkel ve irrasyonel bir şeydir. Ama bir tahtaya vurmanın da ne maliyeti var ki?”
Anlatılanlar yer yer ürkütücü olsa da yazarın üslubu o kadar eğlenceli ki eserin içinde buluyorsunuz kendinizi. Size hitap edecek bir nokta mutlaka buluyor. Okurken onun da Harry Potter hayranı olduğunu gördüm mesela. Harry Potter ve Azkaban Tutsağı