Her cümlesi ayrı acı ve gerçek. Her cümlesi ayrı bir felsefe konusu, her karakter içimizdeki parçalardan kopmuş temsili duygular adeta....Bitişi can yakıcı olduğu kadar yazarın son sahneyi aktarışı da en büyük trajediydi benim için. Ömer'in Macide'yi emanet etmesi ister eş ister kardeş demesi hele ki. Son sahnede arkalarından bakmasına rağmen dönüp gitme gücünü kendinde bulması ve Macide'yi Bedriyle bizi içimizdeki şeytanla baş başa bırakışı...
Kitabı henüz bitirmedim fakat beni ciddi anlamda etkiledi ve kendi içimde muhakemeye mecbur etti. Birkaç alıntı yapmak istiyorum.
"Acaba kafamı bir çalı süpürgesiyle temizlemek mümkün müdür? Yalnız temiz şeyler kalsın...
Fakat süpürge çöplerinden başka bir şey kalmamasından korkarım..."
"Sakın elinizi gözlerinize götürmeyiniz... Ay altında ağlayan gözlere dokunmaya kimsenin, hatta sizin bile hakkınız yoktur..."
"Halbuki omuzları üzerinde benimki kadar hummalı bir baş taşıyan insanlardan korkulmalıdır. Onlar dünyanın en fena ve en iyi mahluklardır..."