“Tüm amblemleri tanıdığım gün,” diye sordu Marco'ya “imparatorluğuma sahip olabilecek miyim nihayet?”
Venedikli: “Hiç heveslenme Hünkârım: o gün sen kendin amblemler arasında amblem olacaksın.”
Prens Sabahaddin'in her bir Türk gencinin ruhunda Robinson Crusoe yatmalıdır özlemi İngiliz toplumu için hayalden ziyade bir ger çek halini almıştı. Alexander Selkirk (1676-1721) adlı İskoçyalı denizci Güney Pasifik Okyanusu'nda kaptanı tarafından bir adaya terk edilmişti. Uzun yıllar ıssız bir adada yaşadıktan sonra Woodes Rogers adlı bir kaptan tarafından kurtarılmıştı. Selkirk'in başından geçenler 1712 yılında kurtarıcısı Rogers tarafından Dünya'nın Etrafinda Gemi Seyahati başlığı ile kitaplaştırılınca Selkirk'in maceraları İngiliz gazetelerine büyük tirajlar yaptırmıştı. Halkın büyük ilgisini fark eden Woodes Rogers'ın yakın arkadaşı Fransız yazar Daniel Defoe 1719 yılında Robinson Crusoe romanını yazmıştı. Roman hem Fransız hem de İngiliz toplumunda büyük bir etki yapmıştı. Sanki bir zamanlar Avrupalılara Doğu'nun zenginliklerine ulaşma konusunda ilham veren Marco Polo'nun maceraları gibi her İngiliz veya Fransız maceracının dünyasında artık Robinson Crusoe ve onun maceraları yer almıştı. Dünyayı tanıma, keşif edilmeyen yerleri keşfetme konusunda Fransız, Alman ve İngilizler büyük bir yarış içerisine girmişlerdi.