Bir Budist, İslamiyet'i öğrendikten sonra yine Budist kalırsa inancıyla değil, aklıyla kalır. O, İslamiyet'i öğrenir öğrenmez hemen şu kaçınılmaz soruyla muhatap olur. Hangisini kabul ve hangisini reddetmeli? Böyle bir sorunun çözümlenmesi ise ancak akıl ve muhakemeyle mümkün olabilir. Eğer o adam bu zihni işlemden sonra Buda'ya bağlanmayı yine devam et tiriyorsa, şimdiki inancıyla önceki inancıyla önceki inancı arasında dağlar kadar fark vardır. Onun daha önce Buda'ya olan kuru kuruya inancı, şimdi akla uygun esaslara dayanan bir kanaate yerini terk etmiştir.