Sessizlik Büyüyor
Sessizlik büyüyor... Yaprak çıtırtıları bile kesildi. Günü geliyor, gülün dikenleri dökülüyor; Geriye bir gülümseyişe hasret kalınıyor. Sessizlik büyüyor... Kimsenin uğramadığı bu şehirde, Kalabalıkların gürültüsü bile dindi. Sahi, hep insanlar mı ölüyor? Sessizlik büyüyor... Bir bulvar kahvesinde, Bütün gün doğuşları tüketiliyor; Zaman, gittikçe daralıyor. Sessizlik büyüyor... Hayatın en berbat günleri kapıda. Göğüs ger hepsine, sevgiyle yaklaş; Bir gece, anneler ve babalar ağlarken... -Mari
Tekrardan çocuk olmak isterim.
Tekrardan çocuk olmak isterim Ayakkabılarım hiç kirlenmemiş. Yanaklarım sadece güneşten kızarmış, kimse vurmamış. Kendi yemeğimi bulamamışken bir bebeğe bakmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim Islak kâğıttan gemilerim çöpte kurumamış, Küçük kollarımla annemi yerden almaya çalışmamış. Onun yaşlarını silip kendi yaşlarımı boğazıma akıtmamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Yaz akşamlarında çilekli kısa kollumla pişmanlıktan ağlamamış. Bahar gelirken badem çiçeklerini saçlarıma takmış. Bir sabah uyanıp kırmızı bir çift ayakkabıya gönül bağlamış. O ayakkabılara güzel isimler takmış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Gecenin yarısında pencere kenarında uyuyakalmamış. Sabah erkenden uyanıp kahvaltıya geç kalmamış. Yola koşarak çıkıp "ben seni çok özlemiştim" diyip sesimi kısana kadar ağlamamış. Tekrardan çocuk olmak isterim. Çiçek dolu bahçede gönlümce uzanıp, Patlak topumla bisikletimi alıp, Bu alemden uzaklara gitmek isterim. -Mari
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Başınıza bir iş gelse sesinizi duyurabileceğiniz tek bir kişinin, sığınabileceğiniz tek bir boşluğun olmadığı tekinsiz bir ara sokak gibi, günlerce kursağından tek bir lokma bile geçmemiş bir insanın midesi gibi karanlık ve bomboş bir umut. -Mari
Ben kimim veya neyim
Credit: filepenyez ✯ İlk yapan sendin diye biliyorumm Hayruş ✮⋆˙ 'tan gördüm ilkk ve zümi'nin yorumlarına biraz yazmıştım ama buraya da yazıyorumm Doğum günüm 15 Temmuz. Adım Luna Nochestar, gerçek adımı paylaşmayı düşünmüyorumm. Elf, siren veya cadı olabilirim ama elf derken Noel babanın elfleri değil Tolkien'ın elflerinden bahsediyorum (bu kitle yanlış anlamaz ama olsun) Mbti tipim: Intj Enneagram'ım: sp1, sp5, so4 (ben bilmiyorum aslında Mari söyledi dmdmdnns) Hobilerim: Kitap okumak, kitap yazmak, çizim yapmak, gitar çalmak, bale, artistik buz pateni, quad paten, film/dizi izlemek, figür vb. toplamak Daha az yaptığım hobilerim: Miniminnacık keman, eskiden piyano Film zevkim -Yüzüklerin Efendisi -Harry Potter (Rowling değil HP) -Açlık Oyunları ve animasyon filmler, spesifik olarak: Studio Ghibli, Pixar, Httyd filmleri olabilir Dizi pek izlemiyorum ama Stranger Things, Pjo severimm Favori animelerim -Aot -Vinland Saga -Frieren -Witch Hat Atelier -Csm -Tbhk -Death Note
Duy Anne
Tanrı öyle bir çarmıha gerdi ki seni aşkın kollarına, Ne sen inebilirsin o tahttan, ne o kıyabilir seni indirmeye. Bütün cezaların ve ödüllerin ötesinde bir tutsaklık bu; Kendi kalbini yiyerek, o yangında tükenerek öleceksin. Bir yanda teslimiyet, bir yanda gurur, Hem en derin eziklik hem en kör küstahlık... Ona duyduğun hayranlık ve kendine beslediğin küçümseme, Ruhunu satmaya hazır bir çaresizlik ve bu aşka yetmeyen o zavallı akıl... Yalanlar fısıldayacaksın geceleri, sonra dualar edeceksin onun için. Bile bile cehaletine sarılacak, dik başlılıkla savunacaksın bu esareti. Önünde secde ederken, seni bu hale getiren kadere küfürler savuracaksın. Ve korku... Kaybetme korkusu, acı çekme korkusu, onun gözlerinde yok olma korkusu... Küçük kadınların en büyük aşığı! Kendi kalbini... Kendi ömrünü tüketeceksin onun yolunda. Ve işin en acıyan kısmı ne biliyor musun? Bu kutsal mahkumiyeti, sana bahşedilmiş en büyük onur sanacaksın! -Mari
Mari Gerekmezyan ve Eren/ Bedri Rahmi
Kadınım, kısrağım, karımsın... ​Bedri Rahmi Eyüboğlu-Eren Eyüboğlu sonrasında hep evli kalıyorlar. Ancak bu, o olayın ardından hiçbir şey yaşanmadığı ve hemen affedildiği anlamına gelmiyor. Eren Hanım, Büyük Kulüp'teki o geceden ve eşinin Mari'ye olan hislerinin büyüklüğünü kendi gözleriyle gördükten sonra derin bir kırgınlık yaşıyor. Bu sarsıntının ardından bir süre uzaklaşmak isteyerek Türkiye'den ayrılıp Paris'e gidiyor. Bedri Rahmi ise bu ayrılığa dayanamıyor ve arkasından ona yalvaran, hatasını kabul ettiği sayısız mektup yazıyor. Bedri Rahmi mektuplarında eşine geri dönmesi için dil döküp, yaşadıklarının bir hastalık veya geçici bir tutku olduğunu anlatarak kendini affettirmeye çalışıyor. Eren Hanım ise bir süre Paris'te kaldıktan sonra, hem eşine hem de ortak bağları olan sanata duyduğu derin sevgiden dolayı onu affederek Türkiye'ye, Bedri Rahmi'nin yanına dönüyor. Bu geri dönüşten sonra evlilikleri Bedri Rahmi'nin 1975 yılındaki vefatına kadar kesintisiz devam ediyor. Eren Hanım, eşinin ölümünden sonra da onun mirasına büyük bir saygıyla sahip çıkıyor, yarım kalan eserlerini tamamlıyor ve 1988'deki vefatına kadar hem kendi resimlerini yapmaya hem de kocasının anısını yaşatmaya devam ediyor. İkisi hayatlarının sonuna kadar omuz omuza aynı atölyede üretmeye devam eden iki hayat arkadaşı oluyorlar. ​Aşk Mektupları Bedri Rahmi - Eren Eyüboğlu Can Dündar'ın "Karadut" Belgeseli ve Yazıları
Edebiyat & Roman