Nefret ettiğin şu insanlardan daha baskın çıkmışsın kendine karşı.
Onların yapamayacağı kötülüğü yapmışsın kendine.
…
Sadece yalnızlığın için çalışmışsın, büyük duvarlar örmüşsün çevrene, ama sonra bir bakmışsın ki duvarların içinde kimse yok.
Yok etmişsin kendini.
Bağırıp çağırman ondan.
Kendi sesini duymak istiyorsun.
Netice bu.
Kendimizi var edemediğimiz için, yok ediyoruz.
Siz henüz yaşamadınız, mutluluğu belki bir başkasında aramak istiyorsunuz ve belki onu bir başkasında bulacaksınız. Beni sevdiğiniz için şimdi size mutluluk buymuş gibi geliyor.
Kendisini bana eskisi gibi tam olarak, bütün ruhuyla vermeyerek cezalandırıyordu beni; ancak ruhunu ne bir kimseye ne bir şeye veriyordu, sanki artık ruhu yoktu.
Ben çok şey gördüm geçirdim ve galiba mutluluk için neyin gerekli olduğunu buldum. Issız köyümüzde sessiz, yalnız bir yaşam; sonra faydalı bir çalışma; sonra dinlenme, doğa, kitap, müzik, yakınlık duyduğun bir insanı sevmek, işte benim en çok hayal ettiğim mutluluk bu.