Üzerimden nasıl bir hayat hikayesi geçti benim böyle...
Eskiden zamanda yolculuk yapabilsem geçmişe giderdim, başka bir zamanda yaşama şansım olsa geçmişte yaşamak isterdim falan derdim hep ama son zamanlarda okuduğum kitaplar ve üstüne "Minik" beni bu düşünceden tamamıyla soğuttu. Hiç içinde yaşamadığım bir geçmişe karşı ne kadar altı boş bir romantizm beslediğimi anladım artık ve gerçekliği nihayet kabul etmek beni hiç mutlu etmedi ne yazık ki.
Madam Tussaud olmayı hiç sevmedim ben onu bir söyleyeyim. Bu kadın bu hayata nasıl katlanmış anlayamadım açıkçası. Yerinde ben olsam daha her şeyin en başında delirmiş olurdum büyük ihtimalle. Hayat hikayesi o kadar soğuktu ki benim bile kalbimi soğuttuğu bazı yerler oldu.
Ama böyle söyledim diye yanlış da anlaşılmasın kitabı okuyup onun hikayesini öğrendiğime gerçekten çok memnunum. Harika bir kitaptı.
Kitabın yazarına da ayrıca değinmek gerek çünkü bu kitabı yazması 15 yılını almış ve çok iyi bir çıkarmış bence. Sadece Marie'nin (Madam Tussaud) hayatını öğrenmekle kalmıyoruz aynı zamanda zamanın Paris'ini de bir filmi izler gibi okuyoruz resmen. Başta yazarı Edward Carey olmak üzere kitaba emeği geçen herkesin eline sağlık.
Gotik edebiyat türünü okumayı sevenler;
Size bu kitabı kesinlikle öneriyorum. Kurmaca da değil bak gerçek bir hayat hikayesini anlatıyor.
19-cu əsrin sonu, 20-ci əsrin əvvəli, Londonda baş verən bir hekayə... Qəhrəmanımız Cefri Tempest özünü digərlərindən ağıllı hesab edən, gənc, amma uğursuz bir yazıçıdır. Lakin onun taleyi, uzaq qohumlarından birinin ona 5 milyon funt miras qoyduğunu öyrənəndən sonra tamamilə dəyişəcək. Bu pul, ona eyni zaman həm zənginliyin, həm şöhrətin, həm də kədərin qapısını açacaq. Lakin pulun ona gətirəcəyi şeylər, bununla sərhədlənmir, bu sərvət, ona həmçinin çox yaxın bir "dost" olan Şəhzadə Lusio Rimanezi də gətirəcək.
Əsərdə əsas hadisələr, Cefrinin qazandığı sərvətdən sonra, Şəhzadə Rimanezin köməkliyi ilə yüksəlişindən və yuxarı təbəqəyə daxil edilməsindən sonra başlayır. Rimenez obrazına isə Türklər demiş, ayrıca "Parantez" açmaq lazımdır. Korelli İblis obrazını şər bir obraz kimi yox, tam əksinə iztirablarla dolu traqik bir obraz kimi təsvir edir. İblisin tək qurtuluşu bütün insanlığın saflığa və mərhəmətə dönüşüdür. Lakin günümüz dünyasında bu onun üçün mümkünsüz görünür... Kitabdaki əsas ideyanı, Oscar Wilde'ın bu cümlələri ilə əsaslandıra bilərik, "Şeytan sadəcə təklif edər, insan istərsə seçər..."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Almanya’da geçen etkileyici bir tarihî kurgu eseridir. Yazar kendi hayatından anlatılardan yola çıkarak anlattığı Romanın merkezinde, Alman bir genç olan Christine Bölz ile Yahudi genç Isaac Bauerman arasındaki aşk hikâyesi yer alır. Çocukluklarından beri birbirlerini seven bu iki genç, Nazi rejiminin yükselişiyle birlikte büyük zorluklarla karşı karşıya kalır. Nazi ideolojisi, Yahudileri toplumdan dışlamaya ve onları insanlık dışı uygulamalara maruz bırakmaya başladığında Isaac ve ailesinin hayatı tamamen değişir. Christine ise sevdiği insanı ve onun ailesini koruyabilmek için büyük riskler almak zorunda kalır.
Roman, aşk ve insanlık temalarının yanında Nazi Almanyası’nın Yahudilere uyguladığı zulmü de güçlü bir şekilde gözler önüne serer. Yahudilerin işlerinden çıkarılması, temel haklarının ellerinden alınması, mallarına el konulması, toplumdan dışlanmaları ve sonunda toplama kamplarına gönderilmeleri ayrıntılı biçimde anlatılır. Özellikle Nazi yönetiminin sistematik ayrımcılığı ve nefret politikaları sonucunda milyonlarca Yahudi’nin yaşadığı acılar, karakterlerin deneyimleri üzerinden okuyucuya aktarılır. Tarihte Holokost olarak bilinen bu süreçte yaklaşık altı milyon Yahudi hayatını kaybetmiştir.
Roman, savaşın yalnızca cephelerde yaşanmadığını; sıradan insanların hayatlarını, ailelerini ve ilişkilerini nasıl derinden etkilediğini gösterir. Christine ve Isaac’ın hikâyesi üzerinden sevginin, umudun ve insanlığın en karanlık dönemlerde bile var olabileceği vurgulanırken, Nazi zulmünün bireyler ve toplum üzerindeki yıkıcı etkileri de çarpıcı bir şekilde ortaya konur.
Erik AğacıEllen Marie Wiseman · Arkadya Yayınları · 20163,811 okunma
Büyük oranda nihilizm izlerine rastlansa da bir yüzü realizme dönük, umut vaadeden bir yorum hakim. Şiir ve felsefenin birleştiği hoş ve manidar bir resital. Sorgulama ve düşündürme yönü de kuvvetli.
Hala neden devam ediyorum bilmiyorum şu kizin ne olduğunu öğrenemedik bir türlü ve 5. Kitap sinirlerimi ziplatti full hapishanede geçti yine ve çoğu yeri atladım ne olacak diye bu kitaba da sadece göz attım ama devam etmeyeceğim mükemmel başlayıp nasıl batırılıra örnek olabilir bu seri. Merak edenler varsa diye yazıyorum. 5. kitap hapishaneden kaçış la geçiyor insan olan mason hep yeniyor ve bizim güçlü faeler vs hep yeniliyor. Hep işkence var hep bir hüzün kız güya güçlü ama sonuna kadar fos hicbir güç goremiyoruz.
Shadow LandsStacey Marie Brown · Twisted Fairy Publishing · 20224 okunma
Serinin en sevmediğim ve sıkıldığım kitabı oldu yani güya bunlar güçlü özel güçleri olan periler iblisler vs vs ama hep kaybediyorlar hiçbiri de güçlü değil, miş gibiler sadece. Sürekli yakarım yıkarım kimse beni geçemez modundalar ama hala yeniliyorlar ozellikle bu kitabın büyük bölümünü okumadan geçtim. Hala cevaplanmamis sorular var o kısımları merak ettiğim için 5. Kitaba geçtim ama Brex in Hanna Caden aşkı beni öldürüyor yok kızda kendine yapılanları görme diye birşey yok hele Killianla olan durum.. Adama koştu sarıldı Killian da tık yok.
Bad LandsStacey Marie Brown · Independently published · 202112 okunma