Yıllar geçtikçe külleneceğine, giderek alevlenen, böylesine sevginin, böylesine
saygının, insanlık tarihinde örneği yok.
Türk insanı vücuduna Mustafa Kemal'in imzasını dövme olarak kazıtıyor.
Dövme yaptırmayan, otomobiline yapıştırıyor, motosikletinin kaskına
yapıştırıyor, bebek arabalarına yazdırıyor.
Vefatından neredeyse bir asır sonra, hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların
bedenine imzasını atan bir başka lider yok.
Her 10 Kasım' da yeniden doğuyor.
Moskova büyükelçimiz Vasıf Çınar, Çankaya'ya geldi, Mustafa Kemal
çalışma odasındaydı.
Dalgın dalgın kitap okuyordu.
Vasıf Çınar boşboğazlık etti.
"Paşam bu denli kitap okuyarak kafanızı yoruyorsunuz, siz Samsun'a çıkarken
böyle kitap okuyarak mı çıktınız" deyiverdi.
Mustafa Kemal gülümsedi.
"Bu tür lafları çok sık duyuyorum, işi gücü yok herhalde kitaplarla uğraşıyor
diye dedikodumu yapıyorlarmış, çocukluğumda da böyleydim, elime üç beş
kuruş geçince muhakkak yarısını kitaba verirdim, eğer aksini yapsaydım Atatürk
olamazdım" dedi.
Kitap okumayanlara "saman kafalı" diyordu. "Eksik kafalı" diyordu.
Yağcılığından sıkıldığı kişiler için çarpıcı bir benzetme yapıyordu. "Çöp tenekesine her türlü süprüntüler konur, ne kadar boşaltsanız, dibinde yapışık bir şeyler kalır, işte bu o şeylerdendir" diyordu..