Marjinal Aforizma

Çünkü bilim, biz insanların gerçekten de yıldız tozu parçaları olduğumuzu ortaya koymuştur; bedenlerimiz, milyarlarca yıl önce patlayan bir yıldızdan fırlamış aynı elementlerden şekillenmiştir ve kalıbını bulmuştur. İnsan doğamızı anlamakta tanrısal olarak aydınlanmış ruh terminolojisini kullanmaya istekli olmak, aslında fiziksel ve biyolojik doğamızın kozmik kökenleri olması gibi, yazgımızın da, yani bir anlığına gördüğümüz ve kendimizi gerçekleştirmek için yönelmemiz gereken hedefimizin de kozmik bir teleolojiden doğduğunu söylemektir. İnsani ihtiyaçlarımızı karşılamak için gerekli olan, aşkın bir teleolojidir; evrenin gitmekte olduğu yolu değil, gitmesi gereken yolu veya insan terimleriyle, çağrıldığımız yolu temsil eder.
Varoluş
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Onun Denizi, hiçbir harikada aynı değil -onun Denizi hep aynı her harikada… Onun Denizi, böylece varlığını gerçekleştiren? Başka türlüsü değil böylesi! - başka türlüsü değil böyle arzular dağ adamları tepelerini!” Rudyard Kipling Denizcinin özlediği şey yalnızca bir tuzlu su kütlesi değil, “varlığını gerçekleştiren denizi”dir; varlığına anlam ve tamamlanma getirecek olan şeydir.
Freud’a göre arzu, bir patolojiye işaret eder: daha ziyade durdurulmuş bir gelişim gibi, insan hayatının kaçınılmaz tehlikeleri ve güvensizlikleri karşısında büyülü bir korunmaya yönelik çaresiz ve akıldışı bir özlemin nevrotik veya en azından çocuksu bir tezahürüdür. Ve Freud’a göre böyle bir patolojiye verilecek doğru yanıt, analiz edilen kişinin rasyonel yetişkinliğe (tanrısal korunma fantezisinden vazgeçtiğimiz ve insan varoluşunun kaçınılmaz gerçekleriyle yüzleştiğimiz bir aydınlanma durumuna) varmasına yardım etmek amacıyla psikanalizin bilimsel araçlarını kullanarak kişinin etiyolojisini belirlemektir. Bu elbette mutluluğu garanti etmeyecek veya hayatın kötü gitme ihtimalini ortadan kaldırmayacaktır ama en azından bizi çocuksu bir yanılsamanın aşağılayıcı pençesinden kurtaracaktır. En iyi bilinen sözlerinden birinin belirttiği gibi, Freud’un amacı, gündelik sefaletin kalıntılarıyla uğraşma iddiasında bulunmadan nevrotik sefaleti ortadan kaldırmaktır.
Psikoloji
Psikolojik Büyüme ve Olgunluk
Psikolojik büyüme ve olgunluk, hayatımızın belirli bir noktasında zihnin karanlık köşelerine inmemizi, doğamızın gölgeli tarafıyla yüzleşmemizi ve ardından onunla hesaplaşmanın uzun ve acı verici sürecine girişmemizi gerektirir. Yani Jung’un bireyleşme olarak adlandırdığı süreç. Şöyle der Jung: “Psikanalizin amacı, psişede kendiliğinden gelişen ve içine bakan kişiye, onun emri dışında(imgeler veya duygular biçiminde) görünen gölgeli sunuluşları gözlemlemektir. Böylece bastırdığımızı ya da unuttuğumuzu bir kez daha buluruz. Acı verici olsa da bu başlı başına bir kazançtır; çünkü aşağı ve hatta değersiz olan, gölgem olan bana aittir ve bana töz ve cisim verir. Bir gölgem olmazsa nasıl cisimli olabilirim? Eğer bir bütün olacaksam karanlık bir tarafım olmalı; ve kendi gölgemin bilincine vardıkça, herkes gibi bir insan olduğumu da hatırlarım.”
Psikoloji
İnsan
Biyolog Nicholas Humphrey, Soul Dust adlı kitabında, bilinçli farkındalığa, beynin veya beyninin bir parçasının yarattığı bir tür yanılsama der. Bilinçli farkındalık, hayatta kalmaya katkısı nedeniyle(kabaca hayatı daha eğlenceli hale getirmesi ve insanları yaşamayı istemeye devam etmeleri için motive etmesi nedeniyle) gelişen içsel bir “büyülü gizem gösterisi”dir. Benzer bir anlayışa sahip olduğunu söyleyebileceğimiz Daniel Dennett, From Bacteria to Bach and Back adlı kitabında, bilinci bir kullanıcı-illüzyonu olarak tarif etmiştir. Ona göre bilinç şunun gibi bir şeydir: “tıkla ve sürükle simgelerinin, dosyaların bırakabileceği küçük sarımsı klasörlerin ve bilgisayarınızın masaüstündeki tanıdık öğrelerin ustaca yarattığı kullanıcı-illüzyonu. Aslında masaüstünün arkasında olup bitenler birçoğumuzu bezdirecek kadar karmaşıktır, ancak kullanıcıların bunu bilmesine gerek yoktur, bu nedenle arayüzleri tasarlayan akıllı mühendisler, sağlayıcıları basitleştirerek, onları özellikle insan gözü için belirgin hale getirdi ve doğrudan dikkati çekebilmesi için ses efektleri ekledi. Ama bilgisayarın içindeki kompakt ve göze çarpan hiçbir şey, masaüstü ekranındaki o küçük sarımsı dosya klasörüne karşılık gelmez.” Aslında olup biten tek şey, çevremizi oluşturan fiziksel süreçler ve kafamızın içindeki olağanüstü karmaşık beyin süreçleridir; mevcut tüm gerçeklik budur. Stephen Hawking’in sözleriyle, insan soyu “yüz milyar galaksiden birinin dış banliyösünde çok ortalama bir yıldızın etrafında dönen, orta büyüklükteki bir gezegendeki kimyasal bir köpükten başka bir şey değildir.” Bilincin “büyük ölçekli” doğasını ciddiye alan bir panpsişizm versiyonu, İngiliz filozof Philip Goff tarafından önerilen kozmopsişizmdir. Bu görüşe göre, kozmos, derin doğası içinde, her şeyi tek bir
Varoluş