"Kaybetmişçesine aradığımız, bulduğumuz, bulamadığımız, tökezlediğimiz, koştuğumuz, yorulduğumuz hayatlarımızın sorusuna cevap arayışlarımızdan birisi de Zen, Erich Fromm’a göre. Üstelik esenlik ekonomistlerinin ekseriyetinin aksine mistik, metafiziki ya da dinsel bir bilinç seviyesi de değil bu; deliliğin uçurumlarına gülümseyen bir farkındalık…
Bu geçmişe yönelik tutumun minnettarlık, ana yönelik tutumun hizmet, geleceğe yönelik tutumun sorumluluk olduğu bir farkındalıktır. İnsanın gösterilmiş yerlerden topladığı bir cevher değil kendini kazıyarak bulduğu bir hazinedir.
Nihayetinde insan, yaşamın cevabını kendisi olarak, kendisi haline gelerek aramak yerine kendisine sahip olarak aramanın beyhudeliğini yaşar ve başlar kendi sorusunun cevabını bir başka kendisi olarak vereceği yürüyüşüne. Elbette bu yolculuk, kolay değildir…"
marjinalaforizma.com/erich-fromm-ins...
"Sartre için yazman her şeyin üzerindedir ve felsefesi de yine onun yazma eyleminin kendini açmasıdır. Sartre yazma eylemiyle – roman, drama, tiyatro yoluyla- yalnızca felsefeyi değil felsefi eylemi de sunar okurlarına. Dil, Sartre’a göre, insanın başkalarıyla ilişkilerinde deneyimlediği bir dolayımdır. Söz ise, “eylemin belli bir anıdır ve eylemin dışında anlaşılamaz.” Konuşmak, “eylemektir; adlandırılan her şey, daha o anda eskisi gibi değildir artık, arılığını yitirmiştir.
Okur, yazar için son derece önemlidir, çünkü okumak, eserin cömertliğini ifşa eden önemli bir eylemdir. yazar, kimin için yazdığını bu şekilde anlar. Okur bir okuyucu olarak özgürdür ve aynı zamanda eserden de sorumludur. Her kitap üretilmiş bir evrendir. Bu açıdan bakıldığında Jean-Paul Sartre, “Neden Yazmalı?” adlı eserinde okuyucunun kişiliğinin genel yazma, okuma ve dünyayı açığa çıkarma eylemi için önemini kabul eder. Sartre, “yazarın … okuyucularının özgürlüğünü tanıdığını” belirtir.
marjinalaforizma.com/jean-paul-sartr...
"Gecenin Sonuna Yolculuk, bizi sayısız duygu ve deneyime götüren destansı bir yolculuktur. Zorluklar karşısında cesaret, dayanıklılık ve umut hakkında bir hikaye. Bu, kişinin kendi ölümlülüğüyle yüzleşmesi ve önünde beliren karanlığa rağmen nasıl yaşayacağını öğrenmesiyle ilgili bir hikaye.
Bu yolculuk boyunca kendi hayatlarımıza dair içgörü kazanırız ve hayat bize ne getirirse getirsin, ilerlemeyi seçersek galip geleceğimizi öğreniriz. Gecenin Sonuna Yolculuk, en karanlık saatlerimizde bile her gecenin sonunda hala bir ışık olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatır."
marjinalaforizma.com/louis-ferdinan-...
"İlkin Jean-Paul Sartre tarafından kullanılan antiroman olay örgüsü, yapısal bakımdan geleneksel roman örgüsünden açık ve köklü bir kopuşu ifade etti. Cortázar ise bunu fiziksel olarak baş döndürücü biçimde uyguladı.
Julio Cortázar, Arjantin’de gelişen yazın dünyasının önde gelen nitelikli ve sıradışı isimlerinden. Son yüzyılın neredeyse ortasından sonlarına kadar Güney Amerika’da bağımsız ve deneysel edebiyata katkıları ve politik tavrıyla da gündeme gelen Cortázar’ın asıl takdir edilesi çalışmalarıysa anti(karşıt)roman örgüleri yarattığı çalışmalar.
Anti-roman okuyucusu tüm anlatı beklentilerini askıya almaya ve metinle geleneksel kurmaca eserlerin gerekli kılmadığı şekillerde ilişki kurmaya zorlanır. Yazar okuyucuya antiromanı başka herhangi bir sıralamaya göre okuma ve “okunması zorunlu olmayan bölümleri” tamamen göz ardı etme esnekliğini de tanıyor.
Cortázar’ın okuyucunun bir katılımcı ve hatta tertipçi olarak romanın işleyişinin farkında olması gerektiği inancı olduğu söylenebilir. Bu da nihayetinde metnin kendinin roman statüsünü yok ediyor. Antiromanla okuyucuyu her an yeniden ve başka türlü girebileceği bir zaman döngüsüne sokuyor."
marjinalaforizma.com/cortazarin-solu...
"Sonuç olarak varoluşsal iletişim bir olanak olarak kendi olan benin gerçekleşmesidir. İnsanın bir üst bilince sıçramasıdır. Varoluşçuluk felsefenin farkı burada olduğunu söyleyebilir. Gündelik hayatın basit bir kavramı üzerinden yola çıkarak felsefenin en önemli konularına anahtar kavramlar üretir. Varoluşçuluk, bir kişi olarak insanın kendi varlığı yaşayan özneye dönüşmesini mümkün kılan bir felsefedir. Kendi olarak insan bir olanaktır. Varoluşçuluk, kişinin kendisi olarak kendi varlığını bulma olanaklarıdır. Bu felsefeyle ortaya çıkacak olan insanın kendi benini yitirme tehlikesine karşı bir başkaldırıdır. Yani varoluş bir eylemdir. İmkan ve olanakların somuta dönüşmesidir. İnsan özünden farklı olamaz; bir bütündür. İnsanın olmak istediğini seçme hakkı vardır. Onu nesnelerden ayıran da tam olarak budur. Olmak istediğini seçmek; kendi kendini seçmektir. Yani insanda varoluş özden önce gelir. İletişimde bunun en önemli öğesini meydana getirir. Schelling’in dediği gibi insan kendi özgürlüğünden kaçamaz…."
marjinalaforizma.com/karl-jaspers-ya...