SEN AYA ÇIK DA İSTERSEN SOL AYAĞINLA ÇIK!
Kenan Demirtaş Hoca'nın kavramlar üzerine yürüttüğü o kıymetli çalışma sırasında farkedip anlattığı birşey vardı: "İnayet kısaca "nizam" demektir." Tabii kendisi bu keşfini nurculara bile anlatmakta zorlandı. Çünkü alışıldık manası şu idi: "İkram, yardım, ihsan, lütuf, iyilik, bağış..." Halbuki alıntı da yapıyordu: "Sâniin vücut ve vahdetine işaret eden delillerinden biri de inayet delilidir. Bu delil, kâinatı ve kâinatın eczasını ve envâını ihtilâlden, ihtilâftan, dağılmaktan kurtarıp bütün hususatını intizam altına almakla kâinata hayat veren nizamdan ibarettir." ... Ama bu yazıyı okuyanlar, belki nizamın neden 'inayet' olduğuna da bir işaret bulacaklar. Uyarmadan yazıya girmeyeyim dedim. Uyardık. O zaman başlıyoruz. Bismillah. Başrollerini Kelly Macdonald ve İrfan Han'ın paylaştığı Puzzle filmi hakkında daha evvel bir yazı karalamıştım. [...] (Başlığı da şu: Gidecek bir yerin kaldıkça bir yere gitmezsin.) Macdonald'ın, satışa çıkardıkları gölevinin önünde, "Eskiden burası var diye her tatilde buraya geliyorduk. Başka hiçbir yere gitmedik. Şimdi ne olacak?" gibilerinden konuşan oğluna verdiği cevap üzerine söyleşiyorduk: "Gidecek bir yerimiz varken hiçbir yere gitmiyorduk. Şimdi gidecek bir yerimiz yok. Bir yere gitmek zorunda kalacağız. Bir şey yapacağız. Bir şey ya da birisi olacağız." Yeri gelmişken yazının âhirine bıraktığım "not"u da tırnaklayayım: "Bu filme dair şu yazdığım yazı "ibret alınması gereken" kısmına dairdi. Bir tane de "dikkat edilmesi gereken"e dair yazmayı düşünüyorum. Çünkü film aynı zamanda "belirsizliğin bereketi" üzerinden bir parça ateizm-hedonizm propagandası yapıyor. Onu ikinci yazıda konuşalım inşaallah. Tevfik ise Allah'tan." Zaman geçti. Havam dağıldı. Yazamadım. Ve İrfan Han öldü. Filmi/yazıyı yeniden hatırladım. Sonra
Tefekkürât
Teknoloji Dünyası Nasıl Kötücül Hale Geldi?
🔥Bir zamanlar halka güç veren karşı kültür idealistleriydiler. Bugün ise açgözlü tekelciler haline geldiler. Devlet tarafından herhangi bir şekilde dizginlenmektense demokrasimizi yok etmeyi tercih edecek durumdalar. Ve durdurulmaları gerekiyor. I. Şu Deccal Saçmalığı Amerikan teknokrasisinin yükselişini yirmi ikinci yüzyılda inceleyecek tarihçiler, bu dönüşümün zirvesini Peter Thiel’in Eylül ve Ekim 2025’te San Francisco’daki Commonwealth Club’da verdiği dört konferansta bulabilir. Thiel’in serveti 29 milyar dolar. Kendisi veri madenciliği devi Palantir’in yönetim kurulu başkanı ve PayPal’ın kurucularından biri. Bu tarihçiler, Amerikan teknokrasisinin garajlarda tuhaf icatlarla uğraşan, Whole Earth Catalog okuyan neşeli tiplerden Philip K. Dick kehanetlerini hayata geçiren karanlık oligarklara dönüşümünü izlerken, o dört konferansa özel bir yer verebilir. Konferansların konusu Deccal’di. Thiel şöyle açıklıyordu: “On yedinci, on sekizinci yüzyılda Deccal, bir Dr. Strangelove olurdu; bu türden kötü, çılgın bilim yapan bir bilim insanı.” Thiel konuşurken dışarıda onlarca protestocu yürüyordu. Bazıları şeytan kostümü giymişti. Ellerindeki pankartlarda “Son Yakın / Palantir Yoldur / Thiel Yolu Gösteriyor” gibi ifadeler yazıyordu. Thiel devam etti: “Yirmi birinci yüzyılda Deccal, bütün bilimi durdurmak isteyen bir Luddit’tir. Greta ya da Eliezer gibi biridir.” Greta, İsveçli iklim değişikliği aktivisti Greta Thunberg’di. Eliezer ise Berkeley merkezli yapay zekâ eleştirmeni Eliezer Yudkowsky’ydi. __Sınıf savaşı bundan daha zıvanadan çıkmış hale pek gelemez. Amerikan plütokrasisi hakkında ne derseniz deyin, ekonomik çıkarını nadiren dinî bir zorunluluk olarak çerçeveler. Ama Silikon Vadisi daha masum günlerinde bile büyüklenmeye yatkındı. Yalnızca yeni bir
Makale|Yazı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bazı insanlar değişmez, farkına varır. Ve artık eskisi gibi olamazlar.” T.S. Eliot
Alıntı
eğlencelik aksiyon/komedi karışımı filmler. 1. the nice guys (2016) 1970'lerin los angeles'ında geçen film, beceriksiz bir özel dedektif ile sert bir ayakçının, kaybolan bir genç kızı bulma görevinde istemeden suç örgütlerine bulaşmalarını konu alıyor. ryan gosling ve russell crowe'un uyumu, bol kahkaha ve tempolu aksiyonla birleşiyor. 2. tropic thunder (2008) bir grup ünlü oyuncunun, ormanda savaş filmi çekerken gerçek çatışmanın ortasında kaldığı bu film, hollywood'u hicveden absürt sahneleriyle dikkat çekiyor. robert downey jr.'ın karakter performansı kültleşmiştir. sürreal espriler ve patlamalar iç içe geçiyor. 3. midnight run (1988) bir kelle avcısının, kaçak bir muhasebeciyi ülkenin öbür ucuna götürme çabası; hem mafya hem fbi peşlerindeyken yaşanan kovalamacaları konu alıyor. robert de niro ve charles grodin'in atışmaları, aksiyonla birlikte samimi bir mizah sunuyor. 4. game night (2018) evde geçen masum bir kutu oyunu gecesi, gerçek bir suç zincirine dönüşüyor. jason bateman ve rachel mcadams'ın başrolünde olduğu film, şaşırtıcı olay örgüsü ve sürükleyici mizahıyla öne çıkıyor. beklenmedik ters köşeleriyle dikkat çekiyor. 5. the other guys (2010) iki arka planda kalmış polis memurunun, büyük bir finansal suç örgüsünü çözmeye çalışmasını anlatan film, will ferrell ve mark wahlberg ikilisinin zıt karakterlerinden doğan komedisiyle seyirciyi güldürüyor. aksiyon sahneleri de bol ve dinamik. 6. kiss kiss bang bang (2005) bir hırsız, yanlışlıkla oyunculuk seçmelerine girer ve kendini hollywood'da cinayetlerin ortasında bulur. robert downey jr. ve val kilmer'ın sivri zekâlı diyaloglarıyla bezeli film, kara komediyle polisiye gerilimi başarıyla harmanlıyor. 7. 21 jump street (2012) iki genç polis, liseye sızarak uyuşturucu şebekesini çökertmeye çalışır. jonah
eğlencelik aksiyon/komedi karışımı filmler. 1. the nice guys (2016) 1970'lerin los angeles'ında geçen film, beceriksiz bir özel dedektif ile sert bir ayakçının, kaybolan bir genç kızı bulma görevinde istemeden suç örgütlerine bulaşmalarını konu alıyor. ryan gosling ve russell crowe'un uyumu, bol kahkaha ve tempolu aksiyonla birleşiyor. 2. tropic thunder (2008) bir grup ünlü oyuncunun, ormanda savaş filmi çekerken gerçek çatışmanın ortasında kaldığı bu film, hollywood'u hicveden absürt sahneleriyle dikkat çekiyor. robert downey jr.'ın karakter performansı kültleşmiştir. sürreal espriler ve patlamalar iç içe geçiyor. 3. midnight run (1988) bir kelle avcısının, kaçak bir muhasebeciyi ülkenin öbür ucuna götürme çabası; hem mafya hem fbi peşlerindeyken yaşanan kovalamacaları konu alıyor. robert de niro ve charles grodin'in atışmaları, aksiyonla birlikte samimi bir mizah sunuyor. 4. game night (2018) evde geçen masum bir kutu oyunu gecesi, gerçek bir suç zincirine dönüşüyor. jason bateman ve rachel mcadams'ın başrolünde olduğu film, şaşırtıcı olay örgüsü ve sürükleyici mizahıyla öne çıkıyor. beklenmedik ters köşeleriyle dikkat çekiyor. 5. the other guys (2010) iki arka planda kalmış polis memurunun, büyük bir finansal suç örgüsünü çözmeye çalışmasını anlatan film, will ferrell ve mark wahlberg ikilisinin zıt karakterlerinden doğan komedisiyle seyirciyi güldürüyor. aksiyon sahneleri de bol ve dinamik. 6. kiss kiss bang bang (2005) bir hırsız, yanlışlıkla oyunculuk seçmelerine girer ve kendini hollywood'da cinayetlerin ortasında bulur. robert downey jr. ve val kilmer'ın sivri zekâlı diyaloglarıyla bezeli film, kara komediyle polisiye gerilimi başarıyla harmanlıyor. 7. 21 jump street (2012) iki genç polis, liseye sızarak uyuşturucu şebekesini çökertmeye çalışır. jonah
İlişkilerde alma verme dengesi
İLİŞKİLERDE ALMA-VERME DENGESİ Felsefi ve Psikolojik Bir İnceleme Özet İlişkilerde alma‐verme dengesi, hem bireysel özerkliği koruyan hem de ortak alanı sürdürülebilir kılan temel bir ilkedir. Bu makalede önce Antik dönemden modern psikolojiye uzanan felsefi temeller incelenmekte, ardından çağdaş ilişki kuramları ve uygulamalarıyla dengeyi korumanın yöntemleri tartışılmaktadır. Sonuçta, dengeli etkileşimin hem ahlaki hem de işlevsel boyutlarının nasıl iç içe geçtiği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: ilişki etiketi, adalet, psikolojik bağlılık, empati, karşılıklı tatmin --- 1. Giriş Her insan ilişkisi, bir “alma” ve “verme” döngüsü etrafında örülür. Bu döngü dengede kaldığında taraflar özerkliklerini korur, ilişkide güç mücadeleleri azalır ve ortak tatmin artar. Dengesizlik ise ya aşırı verme ya da aşırı alma eğilimleri biçiminde kendini gösterir; her iki uç da uzun vadede duygusal tükenme ve yabancılaşmaya yol açar. 2. Felsefi Temeller Aristoteles’e göre erdem, aşırılıktan kaçınarak orta yolu tutturmakla gerçekleşir (Metriotes). İlişkilerde de ölçülü verme ve ölçülü alma, bireyde ne kurbanlık ne de zorbalık bilinci yaratır. Immanuel Kant, ahlak yasasını evrensel biçimde uygularken bireyin karşısındakini hiçbir zaman salt bir araç olarak görmemesi gerektiğini vurgular; bu, karşılıklı saygıyı besler ve dengeli etkileşimin ontolojik zeminini oluşturur. Martin Buber’in “Ben–Sen” ilişkisinde taraflar, birbirini “öteki” olarak değil, kendi varoluşunun diyalog ortağı olarak kucaklar; bu yaklaşım, ilişkiye verici‐alıcı rollerden ziyade ko‐yaratıcılığı yerleştirir. 3. Modern Psikolojik Yaklaşımlar Roy F. Baumeister ve Mark R. Leary’e göre aidiyet ihtiyacı, insan motivasyonunun temel taşlarından biridir; dengeli bir alma‐verme dinamiği bu ihtiyacın sağlıklı tatmini
Bekle bizi Istanbul